22 Temmuz 2013 Pazartesi

Çevrimiçi (Online) Eğitimde Başarılı Olmak İçin Dikkat Edilmesi Gereken Dört Nokta

Ünlü yönetmen Steven Spielberg 1968’de Hollywood’a girmek için bıraktığı Long Beach’teki “California State University”’yi 33 yıl sonra çevrimiçi (online) eğitim sayesinde tamamladı. Spielberg kadar ünlü olmasa da onunla aynı durumda olan milyonlarca insan da, çevrimiçi eğitim sayesinde yarıda bıraktıkları okullarını tamamlayabilirler.
Geleneksel eğitimde, çalışırken okumaya da devam etmek isteyen kişilerin en büyük sorunu tabi ki zamansızlıktan kaynaklanan derse devamsızlık. e-Öğrenme, çalışan öğrencilerin bu sorununu internet aracılığıyla ortadan kaldırıyor. Öğrenciler, derslerin video ve ses kayıtlarını bilgisayarlarına indirebiliyor ve sohbet odaları ve mesaj panoları aracılığıyla sınıf tartışmalarına katılabiliyorlar.
International Data Corporation’a göre, ABD’de çevrimiçi eğitime olan talep her yıl %33 oranında artmaktadır ve 2004’te 2.2 milyon kişinin bu eğitimlere katılacağı beklenmektedir. ABD’de şu anda 150 kurum lisans seviyesinde, 200 tanesi de lisansüstü seviyede çevrimiçi eğitim hizmeti vermektedir. Türkiye’de ise bu yeni eğitim yöntemi henüz yeni yeni farkedilmektedir. Boğaziçi, ODTÜ, Bilgi ve projelerini Enocta işbirliğiyle hayata geçirmiş olan Sakarya ve Ahmet Yesevi başta olmak üzere artık üniversitelerimiz bu ortamda da eğitim vermeye başlamıştır.
Uzaktan eğitime, bugüne kadar aktarmaya çalıştığımız yararlarına rağmen, halen birçok insan önyargıyla yaklaşmaktadır. Yapılan bir araştırmaya gore insanların %70’i halen internet üzerinden eğitim almak için bir sebep görmemektedir. Peki geleceğin en geçerli eğitim ortamı olacağı düşünülen web tabanlı eğitimde tutunmak için kurumlar ne tür uygulamalar gerçekleştirebilir? e-Öğrenme stratejisi belirlemede dikkat edilmesi gerekenler arasında aşağıdaki dört nokta göze çarpmaktadır:
Kısa Eğitim Süreleri ve Demoların Ücretsiz Kullanıma Açılması Her ne kadar e-öğrenme çok büyük bir gelecek vadetse ve sektöre ilk girenler daha fazla uzmanlaşma ve pazardan en büyük payı alma şansına sahip olsa da, çevrimiçi eğitim yeni yeni kabul görmektedir. Dolayısıyla insanlar daha önce hiç denemedikleri, yararlı olup olmayacağını tartamadıkları bir uygulamaya ilk anda milyarlarca lira yatırmak istememektedir. Bu sorunu aşmak için yapılabilecekler arasında kurumların verdikleri eğitimin demosunu ücretsiz olarak kullanıcıya açmak olabilir. Bu sayede kullanıcı eğitimi satın aldığı takdirde neyle karşılaşacağını kestirebilir ve eğitimi alıp almamaya karar verebilir.
Bu uygulamayı destekler nitelikte olan diğer ikinci bir tavsiyeyse eğitimlerin kısa süreli modüllere bölünmesidir. Böylece hem eğitimlerin fiyatı daha uygun olacak hem de hedefler kısa süreli olduğu için öğrencilerin eğitimi tamamlama şansı artacaktır.
Eğitim Konusu Zaten daha yeni yeni büyümekte olan bir sektörde kar elde edebilmek için mümkün olan en büyük müşteri kitlesine ulaşabilmenin gerektiği açıktır. Bunu sağlamak için ilk aşamada daha fazla kişinin işine yarayacak muhasebe, bilgisayar, işletme konuları üzerinde yoğunlaşan eğitimler vermek daha çok sayıda müşteriye ulaşmayı sağlayacaktır. Bu sayede kurumun bu alandaki tanınırlığı artacak ve ilerisi için tasarlanan daha spesifik eğitimler için bir müşteri portföyü oluşturulmuş olacaktır.
Marka Avantajı Halihazırda varolan çevrimdışı (offline) firmalar sanal firmalarla karşılaştırıldıklarında marka avantajına sahiptir. Gerçekten de insan kaynakları yöneticilerini kapsayan bir araştırmada, yöneticilerin %77’si çevrimdışı kurumların verdikleri çevrimiçi dereceleri sadece elektronik ortamda faaliyet gösterenlerinkinden daha güvenilir bulmuşlardır.
Basitlik Web ortamında eğitim yapmanın en önemli yararlarından biri de eğitim tasarımında ses ve görüntü teknolojisinin kullanılabilmesidir. Bu sayede hem kullanıcılar sıkılmadan programı bitirebilirler hem de öğrenim daha kalıcı olabilir. Fakat eğitimin içeriğini doğrudan etkilemeyen ve çoğu kişinin zaten kullanamayacağı videoların ve grafiklerin eğitimin içinde yer alması kişilerin e-öğrenmeye karşı tutumunu olumsuz yönde etkileyebilir.
e-Öğrenme stratejisi geliştirmek tabi ki çok daha uzun ve yoğun çalışmalar gerektirmektedir. Yine de yukarıda belirtilen yöntemlerin, özellikle üniversitelerin e-öğrenme uygulamalarını başarılı bir şekilde hayata geçirmelerinde, yararlı olacağı düşünülmektedir.
Reference: Pethokoukis, J.M. (2002). E-learn and Earn. http://www.usnews.com/usnews

Hiç yorum yok: