27 Haziran 2013 Perşembe

Öğrenme laboratuarları: simülasyonlar

İnsanoğlu en iyi deneyerek öğrenir. Bir Çin atasözü en iyi öğrenmenin deneyimsel olduğunu şu şekilde ifade eder; “Söylersen unuturum, gösterirsen hatırlarım, yaptırırsan öğrenirim”. Yürümek, bisiklete binmek ve piyano çalmayı deneyerek öğrenmişizdir. Deneyimsel öğrenmenin kökeninde, bir hedefe ulaşmak için deneme yapılması, denemenin sonuçlarının alınması ve sonuçlarının kişi tarafından yorumlanarak bir sonraki denemenin daha başarılı yapılmasıdır. Bisiklete binmeyi nasıl öğrendiğinizi bir düşünün...Deneyimsel öğrenmenin en güçlü öğrenme yöntemi olduğu çok açık. Bununla birlikte, aşağıdaki şekilde görüldüğü üzere, deneyimsel öğrenmenin gerçekleşebilmesi için deneyden alınan geri dönüşün hızlı ve belirli olması gerekmektedir. 

Oysa ki gerçek yaşamda karmaşık sistemlerle karşı karşıyayız ve pek az sistem bize - bisiklet kullanmayı öğrenmede olduğunun aksine- anında ve belirli geri dönüşler verebilir. Örneğin iş dünyasında verilen bir kararın doğru veya yanlış olarak geri dönmesi ayları ya da yılları bulabilir. Öyleyse sonuçlarını direkt olarak gözlemleyemediğimiz durumlarda deneysel öğrenme bize nasıl yardımcı olabilir?

Tam bu noktada simülasyonlar, normal şartlarda gözlemleyemediğimiz sistematik ilişlileri keşfetmemizi ve deneyerek öğrenmemizi sağlayan e-Learning uygulamaları olarak karşımıza çıkıyor.

Peter Senge, Beşinci Disiplin (Fifth Descipline) isimli kitabında “Mikro dünyalar” olarak isimlendirdiği simulasyonları ifade ederken, mikro dünyaların “zaman ve mekanı daraltarak” deney yapmayı ve kararlarımızın organizasyonların belli bölümlerinde ne gibi sonuçlar doğurduğunu öğrenmeyi mümkün kıldığını belirtiyor.

Gerçekten de simulasyonlar uzun vadede gerçek deneyimler ve gerçek yanılmalar ile ulaşılabilecek tecrübenin, bilgisayar tarafından canlandırılan tamamen güvenli bir ortamda kazanılmasını mümkün kılmakta. Böylelikle uzun sürelerle kazanılabilecek spesifik bir uzmanlığın daha kısa sürelerde kazanılması mümkün olmaktadır. 

Simulasyonlar, strateji oyunlarından, rol oynama (role playing) uygulamalarına kadar pek çok şekilde olabilmektedir. Ne şekilde olursa olsun tüm simulasyonlar gerçek bir sistemi yazılım yolu ile taklit ederek, sistem ile etkileşim kuran kişiye anında geri dönüşler verirler. Bununla birlikte gerçek bir sistemi taklit etmek, sistemin analitik olarak çözümlenmesini ve bilgisayar ortamında yeniden programlanmasını gerektirir. Basit sistemlerde oldukça basit olan bu işlem karmaşık yapıların canlandırılmasında zor bir işlem olabilir.

Yazılım simulasyonları

Yazılım simulasyonlarında bir yazılım uygulamasının ara yüzü simulatör tarafından taklit edilir. Önceden tanımlanmış aksiyonların kullanıcılar tarafından gerçekleştirilmesi beklenir.

Rol oynama simulasyonları

Rol oynama simülasyonlarında kullanıcı, kendisine verilen sanal bir rolü oynayarak simulasyon hedefine ulaşmaya çalışır. Örneğin, satış görüşmesini nasıl yönlendireceğini öğrenen bir satış temsilcisi, bilgisayarda canlandırılmış bir ortamda sanal bir müşterinin sorularında cevap vermeye çalışır. 



Süreç/strateji simulasyonları

Süreç veya strateji simülasyonları, gerçek bir sürecin canlandırıldığı ve kullanıcının verdiği kararlarla süreci yönlendirilmesinin beklendiği simulasyonlardır. Bu tür ortamlarda, kullanıcı verdiği kararın sonuçlarını görerek öğrenir. Örneğin bir proje yönetimi sürecinin canlandırıldığı simulasyonda, kullanıcılarda kendilerine verilen kaynakları kullanarak projeyi tamamlamaları beklenir. Kullanıcılar personel sayısı, çalışma saati ve planlama için ayrılacak sürenin yüzdesi gibi değişkenleri proje süresince değiştirerek projeyi tamamlamayı hedeflerler.

Simulasyonlar, hızlı ve kalıcı öğrenmeye imkan sağlamaları sayesinde, gelecekte profesyonel eğitim alanında çok daha fazla kullanılacak güçlü e-Learning uygulamaları olma yolundadırlar.

Hiç yorum yok: