13 Haziran 2013 Perşembe

Değer zinciri boyunca e-Learning !


İş dünyasında rekabet koşullarının zorlaşması ve sürekli değişim, şirketlerin pazar paylarını ve gelirlerini korumak için çeşitli yöntemlere başvurmalarını zorunlu kılıyor. Bu yöntemlerden biri de e-Learning modelinin uygulanması. Şirket bünyesinde gerçekleştirilen bir e-Learning uygulaması, zamanla şirketin tedarikçileri, iş ortaklarını ve müşterilerini de içine alan değer zincirine yayılarak şirkete pek çok fayda sunabilir.

Bu açıdan bakıldığında, bir e-learning modelinin sadece “online personel eğitimi” olarak ele alınmasının, e-Learning ile sunulan gerçek vizyonu ifade etmediğini görüyoruz.
Bir şirketlerin çeşitli alanlardaki faaliyetleri sonucu ortaya çıkan finansal getirilerini (satış profili ya da pazar payı gibi) etkileyen en önemli faktörün, şirketin tedarikçileri, çalışanları, dağıtım kanalları ve müşterileri tarafından ortak olarak yaratılan “ortak değer” olduğu söylenebilir.

Değer zincirinde “değer” nasıl yaratılır ve hangi amaca hizmet eder?



Yukarıdaki şekilde bir şirkette değer zinciri boyunca gerçekleşebilecek inisiyatifler gösterilmiştir. Şirketler büyük ölçüde, Tedarikçi Zinciri Yönetimi (Supply Chain Management), İnsan Kaynakları Bilgi Sistemleri (Human Resources Information Systems), Kurumsal Kaynak Planlaması (Enterprise Resource Planning) ve Müşteri İlişkileri Yönetimi (Customer Relationship Management) üzerine yatırım yapmaktadırlar.

Değer zincirinin belirli kısımlarına odaklanan yukardaki inisiyatiflerin ortak özelliği süreç odaklı olmasıdır. Yani bu inisiyatiflerin bir yöntem tarif eder fakat bu yöntemin şirkete katacağı değer tamamen yöntemi uygulayacak “uygulayıcılara” bağlıdır. Örneğin, CRM bir şirketin müşterileri ile olan ilişkilerindeki süreçleri müşteriyi memnun etmek üzerinde kurması anlamına gelir. Aynı şekilde bir CRM yazılımının fonksiyonu, bu süreci yönetebilecek mekanizmayı sağlamaktır. Şirketlerin CRM yatırımlarının da genellikle yazılım ve süreç odaklı olduğunu söyleyebiliriz. Oysa ki CRM’in bir felsefe veya bir yaklaşım olduğu ve bu felsefeyi benimsemiş “uygulayıcılar” ile bir anlam kazandığı yine oldukça sık dile getirilmektedir. Öyle ise, bir CRM uygulamasının şirkete ve müşterilerine gerçek anlamda değer katmasının ön şartı “uygulayıcıların” yani çalışanların CRM felsefesini veya yaklaşımını benimsemesidir.

Aynı şekilde, yukarıda sözü edilen tüm inisiyatiflerin, şirketin müşterilerinde bir değer olarak geri dönmesi, ilgili mekanizmanın (yazılım veya süreçler) “uygulayıcılar” tarafından en iyi şekilde işletilebilmesine bağlıdır.

Bu bağlamda yukarıdaki inisiyatiflere, görünmeyen fakat arka planda asıl değerin üretilmesini sağlayan bir “entelektüel sermaye”nin eşlik ettiğini söyleyebiliriz. Entelektüel Sermaye, bir şirketin ve çalışanların sahip olduğu bilgi, birikim ve deneyimleri ifade eder. Özetle, bir CRM uygulamasında müşteriyi memnun edecek olan CRM yazılımı veya özenle tasarlanmış süreçler değil, müşteri temsilcisinin bu yazılım ve süreçleri kullanarak mevcut bilgi, birikim ve deneyimlerini müşteri memnuniyeti odaklı olarak kullanmasıdır.
Bahsedilen inisiyatiflerin, tek başlarına şirketlerin “entelüktüel varlıklarını” yönetilmesi ve ilgili süreçlerin müşteriler için değere dönüştürülmesinde yeterli oldukları söylenemez. Bilgi ve eğitim, kurum bünyesinde “değer yaratmak” için aktif olarak kullanılmazsa¸ entelektüel sermaye söz konusu süreçler içinde kaybolabilir.

İşte tam bu noktada, “değer” yaratmak için bilgiyi somut hale getirmeyi, yönetmeyi ve ihtiyacı olanlara ulaştırmayı sağlayan araçlardan biri olan e-Learning uygulamaları, değer zinciri boyunca bilginin doğru kullanılarak değere dönüştürüldüğü bir ortam yaratır.



Tedarikçiler

Tedarikçiler, şirketin istek ve gereksinimleriyle ilgili ne kadar iyi eğitilirlerse, geliştirilecek ürünün kalitesi o kadar iyi olacaktır. Ürün geliştirme aşamasına tedarikçilerin erken dahil edilmesi için uzman kişilerden oluşan grupların oluşturulması ve bilgiye ulaşım olanakları sağlanması önemlidir. Örneğin, düşen talep nedeniyle verimsiz fabrikalarını kapatan ve yeni bölgelerde üretim faaliyetine başlayan bir üreticinin yeni stratejilerini ve iş modelini tedarikçileri ile paylaşması zorlaşır. Bunun yanında, yeni bölgelerde üretime başlayan şirketin ihtiyaçları, beklentileri ve alım prosedürleriyle ilgili bilgilerin de tedarikçilere ulaştırılması ve benimsetilmesi gerekir. Bu durumda, şirket, tedarikçileriyle iş birliği yapmalı, tedarikçiler yeni iş modeline en kısa sürede dahil edilmeli ve taraflar, karşılıklı beklentiler konusunda bilgi sahibi olmalıdır. Ne yazık ki yukarıda söz ettiğimiz bilgilenme ve öğrenme ihtiyacının, e-mail mesajları veya dokümanlara giderilmesi mümkün değildir. Bu yüzden planlı ve sürekli takip edilen öğrenme faaliyetlerinin gerçekleştirilmesi gerekmektedir.

Yukarıdaki senaryoda, e-Learning, bahsedilen bilgi ve öğrenme ihtiyacını karşılamak için benzersiz fırsatlar sunmaktadır. Şirketin yeni strateji, süreç veya prosedürlerini tedarikçilerine anlatması, İnternet üzerinden uygulanacak bir e-Learning modeli ile kolaylıkla sağlanabilir. Bu model ile, tedarik zinciri boyunca süreç ve uygulama eğitimleri verilebilir, konu uzmanlarına ulaşım sağlanabilir ve yeni ürünlerle ilgili tanıtım yapılabilir.
Satış ve dağıtım kanalları

Değer zincirinde stratejik bir öneme sahip olan satış ve dağıtım kanalları gibi birimler, şirketin bir uzantısı durumundadır ve aslında şirketin “marka”sını temsil etmektedirler. Satış ve dağıtım kanallarına, güncel ürün bilgilerine ulaşabilecekleri e-Learning eğitimlerinin İnternet üzerinden sunulması, bu birimleri eğitmek için yapılan gereksiz masraflardan tasarruf edilmesini sağlayacaktır. Bununla birlikte, ürün ve hizmetlerin satış ve dağıtım kanallarına en etkin şekilde anlatılmasını sağlayacaktır.

Müşteriler ve son kullanıcılar

Müşteriler ve son kullanıcılar, değer zincirinin en son ve en önemli kısmını oluştururlar. e-Learning pek çok alanda müşterilere yönelik olarak kullanılabilir. Örneğin, Online ürün tanıtımları ve kullanma kılavuzlarıyla müşteri eğitimi ve desteğinin sağlanması ve müşterilerin ürün ve hizmetlerle ilgili bilgilendirilmesi, müşterilere yönelik e-Learning uygulamalarının ilk akla gelenleridir. Bu tarz e-Learning uygulamaları ile müşteri destek masraflarının düşürülmesi, müşteri memnuniyetinin artırılması ve ürün/hizmetlerle ilgili şirkete geri bildirim sağlanması mümkün olmaktadır.

Görüldüğü gibi e-Learning modeli sadece kurum çalışanlarının eğitilmesine değil, tüm değer zinciri boyunca bilginin doğru ve etkin şekilde kullanılmasına ve bilginin “değere” dönüştürülmesine hizmet etmektedir. e-Learning modeline bu açıdan bakabilmek, şirketlerin önlerindeki öğrenme fırsatlarını değerlendirerek verimliliklerini artırmalarını sağlayacaktır.

Hiç yorum yok: