28 Mart 2018 Çarşamba

Mobil Öğrenme Stratejisi Geliştirme!




Akıllı telefonların sıradanlaşıp, tablet gibi mobil cihazların büyük bir hızla yaygınlaştığı günümüzde; mobil öğrenmeye yönelik ilgide gözle görülür bir artış oldu. Kurumlar, mobil öğrenme uygulamalarını dikkatle takip etmekteler. Hatta, mobil öğrenmeyi başlatmak için hevesliler diyebiliriz. Sadece “Nasıl?” sorusunun yanıtında kararsız kalınıyor. Başlangıç aşamasında önemli olan doğru noktalara odaklanabilmek. Bu aşamada yapılması gereken şey uygulamanın doğru kurgulanmış olması ve pazardaki gelişmelerin sürekli takip edilmesi. Bu konuda dikkat edilmesi gereken alanları aşağıdaki beş soru ile belirleyeceğiz:

1- “Mobil” ne demek?

Mobil öğrenme bir cep telefonu ya da tablet üzerinde gerçekleşen öğrenmeye verilen isim olsa da pek çok kişi tarafından “taşınabilirlik” olarak algılanmakta. Bu algı nedeniyle kullanılabilecek cihaz ve yaklaşımlar çeşitlenerek daha ulaşılabilir hale geliyor. Örneğin; dizüstü bilgisayarlar e-öğrenmenin pek çok uygulaması için en doğru platform ve çoğu çalışan bilgisayarını nereye gitse yanına alıyor. Medya oynatıcıları, çoğu iPod (ve diğer MP3/MP4 oynatıcılar) akıllı telefonların etkileşim yeteneklerine sahip olmasa da öğrenenenlerin isteklerine uygun biçimde tüketebilecekleri sesli ve görüntülü programları indirebiliyor. e-Okuyucular; çoğu PDF, Word ve diğer dosya formatlarını desteklediğinden özellikle metin tabanlı öğrenme kaynaklarının okunması ve çalışılmasında yararlı olmakta. Dolayısıyla, mobil stratejinizi planlarken birden fazla cihazı kapsayacak çözümlerle, “taşınabilirlik” amacınızı da destekleyin.

2. Alternatif çözümler

Mobil cihazlar, henüz genel öğrenme stratejilerinin sadece bir öğesini oluşturuyor. Bu aşamada, uygulama alanlarının ve hedef profil seçiminin doğru yapılması öne çıkmakta. Peki, mobil öğrenmeye kimler öncelikle dahil edilmeli? Bu soruya mobil cihazlara bağımlı olan çalışanlar; yani satış elemanları, yöneticiler ve sahada çalışan kişiler diye yanıt verilebilir. Ayrıca, mobil öğrenmeye girişte yön belirleyici kararlar alınırken, kendine özgü çalışma tarzı olan bu mobil kitlenin ihtiyaçlarının belirlenmesi önem taşımaktadır.
Şirketler, uzun süreli dikkat gerektiren formal eğitimleri m-öğrenme uygulamalarına dahil etmiyorlar. Bunun bir nedeni, sıkışık klavyeleriyle küçük aletlerin yüksek etkileşim seviyelerine cevap verememesi. Ayrıca, hareket halindeki çalışanların ilgilerinin dağılabileceği ya da yaptıkları işin yarıda kesilebileceği endişesi de var. Zaten, uzun süren ve konsantrasyon gerektiren bu eğitimlerden m-öğrenme ortamında verim alınması da pek mümkün olmamakta.
Bu yüzden kurumlar m-öğrenmede genellikle aşağıdaki uygulamalara odaklanmaktalar:

Performans desteği

Pek çok kurum işe yeni giren çalışana hemen formal eğitimler sunar; ancak çalışan bu bilgilerin bir kısmına o anda ihtiyaç duymaz. İhtiyaç anının gelmesi bazen aylar alır. Bu bilgilerin taze tutulabilmesi için akıllı telefonlar kullanılarak yapılacak kısa hatırlatmalar ya da bilgi desteği saha çalışanlarının performansına katkıda bulunur. Bu; bir doküman, Flash sunum ve hatta kısa bir video olabilir. Bu içerikler çoğunlukla şirketin ürün veya süreçleriyle bağlantılı hazırlanır. Bir başka yaygın yaklaşım ise ihtiyaç duyulduğunda içinde arama yapılabilecek daha genel bilgiler içeren bir veri tabanına erişim sağlanmasıdır.

Hatırlatma ve uyarılar

Bazı kurumlar çalışanlarına zorunlu eğitim programlarını hatırlatmak ya da ilgi alanlarına ve/veya iş tanımlarına uyan yeni eğitimleri duyurmak amacıyla mobil uygulamaları etkin olarak kullanmaktalar.

Değerlendirme ve anketler

Kısa değerlendirme ve anketler, uzakta çalışan elemanlarla iletişim kurarak aidiyet hissi yaratmak için çok uygundur. Mobil anketlerle toplanan veriden; çalışanların işlerini yaparken karşılaştıkları zorlukları anlamak, gelişim alanlarını ve eğitim ihtiyaçlarını belirlemek için faydalanılabilir. Kısa değerlendirmelerle, çalışanların ne kadar bilgi edindikleri ve bu bilginin ne kadarını işte kullandıkları ölçülebilir.

3. Hangi cihazları destekleyeceksiniz?

Mobil dünyanın olgunlaştığını gösteren işaretlerle karşılaşıyor olsak da halen standartların hakim olduğu bir dünyada yaşamıyoruz. Yapısal faktörler, işletim sistemleri ve farklı telefon ve tabletlerin kısıtları; bilginin tek seferde üretilip birçok cihaza birden aktarımını zor ya da imkansız kılıyor. Bir şirketin genel e-öğrenme amaçlarıyla kullandığı döküman formatları (Adobe® Flash®, Java, Java uygulamaları) her mobil cihazda çalışmayabiliyor. Cihazları inceleyip, beceri ve kısıtlarını anladıktan sonra siz de büyük ihtimalle, mobil programınızın kısıtlı sayıda ya da tek bir cihaza odaklı olması gerektiği sonucuna varacaksınız.

4. Gerekli kurumsal desteğe sahip misiniz?

Mobil öğrenme stratejiniz, kurumsal stratejinizle aynı yöne bakmalı ve şirketin bilgi teknolojileri tarafından şekillendirilmelidir. Unutmayalım ki çoğu başarılı program, eğitim departmanı ile BT departmanı arasındaki güçlü ortaklıkla başlar. Güvenlik ve ağ erişim kriterleri iyi öğrenilmeli ve ayrıca programın yaratacağı teknik destek ihtiyacı göz önünde bulundurulmalıdır. Her çalışanın mobil aracı olamayacağından veya olsa da eğitim için kullanmak istemeyebileceği düşünülerek mobil öğrenme için kullanılan içeriğe, çalışanlarınızın diğer eğitimlere erişim için kullandığı sistemlerden de ulaşılabilmesi gerekmektedir.

5. Mobil öğrenme, eğitim stratejinize ve çalışma ortamınıza ne kadar uygun?

Mobil öğrenme; çalışanların performansı, üretkenliği ve bağlılığını geliştirmek için fırsatlar sunsa da her ihtiyacı karşılayamaz. Başarılı olmak için m-öğrenmenin büyük resim içindeki yerini doğru kavramalısınız. Başarıyı belirleyen faktörler; eğitim içerikleri, sistemlerinizin olgunluğu, hedefleriniz ve iş gücünüzdür.

Kurumunuzda güçlü bir öğrenme kültürü var mı?

Çalışanların öğrenmeye yönelik güçlü talepleri var mı? Yeni bir programı destekleyecek iş gücüne sahip misiniz? İyi bir başlangıç yapabilmek için bu soruların yanıtının olumlu olması gerekir.

Sistemleriniz m-öğrenmeyi destekliyor mu?

Günümüzün eğitim yönetim sistemleri mobil araçlar düşünülerek tasarlanmadı; ama bu, mobil öğrenme programını sisteme entegre edemeyeceğiniz anlamına gelmiyor. Mobil öğrenmeyi öncelikli olarak değerlendirme gerektirecek bir formal öğrenme için değil; performans desteği için kullanacaksanız daha az sorunla karşılaşırsınız. Ayrıca, m-öğrenme programlarının kuruma özel içerikler çerçevesinde hazırlandığını hatırlatalım. Bu nedenle, hedeflediğiniz cihazlara uygun formatta mobil öğrenme modülleri geliştirmeye yönelik bir araca ihtiyacınız olacaktır.

Eğitim programınızın ana hedefleri nelerdir?

Eğer programınız büyük ölçüde formal öğrenmeye odaklanacaksa, m-öğrenme şu an en uygun ortamı sağlamayabilir. Ancak; eğitim programınız çeşitli formal ve informal ihtiyaçlara yönelik farklı öğrenme modellerinden oluşan zengin bir karışım sunacak bir düzeyde ise m-öğrenme karışımın doğal bir parçası olabilir.

İş gücünüz mobil kullanıma yatkın mı?

Yetişkinlerin neredeyse hepsinin bir cep telefonu var. Bu kişilerin bir kısmı cep telefonunu bilgi kaynaklarına açılan bir kapı olarak görürken diğerleri için ise o sadece bir telefon! Özellikle teknoloji dostu olamayan orta yaştaki çalışanlar düşünüldüğünde, gözü zorlayan ekranlar ve minik klavyeler engel oluşturmakta. Bu nedenle, iş gücünüzün sürekli hareket halindeki kesimine odaklanıp onların m-öğrenmeyi kabullenmeye ne kadar hazır ve hevesli olduklarını değerlendirmelisiniz.

Özetlersek; içeriklerinizi tek bir araç, örneğin iPad üzerinde çalışacak şekilde mi tasarlamalısınız yoksa daha esnek (birden fazla platform hedeflendiğinde daha fazla ürün geliştirme süresi gerektirecek) bir yaklaşımı mı seçmelisiniz? Bu kararı almada en büyük rolü mobil pazarın evrimi oynayacak. Bugün içerik sağlayıcı ve tüketiciler için marifet, m-öğrenme stratejilerini zamana dayanıklı kılabilmek; bu da hızla biçim değiştiren mobil pazarındaki gelişmeler ve yeni cihazlar için de yer ayırmak anlamına gelmektedir.

Kaynak: Online Kariyer Okulu ( www.onlinekariyerokulu.com )


16 Mart 2018 Cuma

Yeni Nesil Öğrenme: Uyarlanabilir E-Öğrenme!



                         


Bilgi toplumunda yaşayan bireyler olarak kabul ediyoruz ki; öğrenme, sınıfların, toplantı salonlarının, şehirlerin ötesindedir. Öğrenme, yer ve zamandan bağımsız olarak bireyin istediği zaman diliminde gerçekleştirdiği, esnek, rahat ve eğlenceli bir deneyim olmalıdır. Bu hedefe ulaşmak için en uygun yollardan biri ise e-öğrenmeden geçiyor.

Çağın ihtiyaç duyduğu nitelikli insan gücünün özelliklerine her geçen gün yeni nitelikler eklenmeye devam ediyor. Bu nedenle, öğrenmenin yaşam boyu sürdürülmesi bir gereklilik halini alıyor ve günlük yaşamımızın vazgeçilemeyen bir parçası oluyor. Bilgi ve öğrenme önem kazandıkça bilginin nasıl sunulduğu ve öğrenene nasıl uyarlandığı soruları da önem kazanmaya başlıyor.

Teknolojik yenilikler hız kesmeden yoluna devam ederken, e-öğrenme yaklaşımları da çeşitlenerek karşımıza çıkıyor. Bu yaklaşımlar; bilgisayar tabanlı eğitimden, internet tabanlı eğitime; uzaktan eğitimden, mobil öğrenmeye; karma eğitimden, sosyal öğrenmeye kadar farklı özelliklerde uygulamaları kapsıyor. Tüm bu yeni uygulamaların yanında; güncel araştırmalar, bilim adamları ve e-öğrenme hizmeti veren kurumlar yeni bir yaklaşımın peşinde: Uyarlanabilir E-Öğrenme!

İş dünyasının yeni tercihi: Uyarlanabilir E-Öğrenme platformları!

Uyarlanabilir E-Öğrenme (Adaptive E-Learning) Modeli yeni nesil e-öğrenme yaklaşımlarından biri. Bu modelin temel uygulamaları üniversite eğitimi düzeyinde görülmekle birlikte, bir diğer popüler kullanım alanı olarak, kurum ya da kuruluşların çalışanları için düzenledikleri hizmetiçi eğitimler karşımıza çıkıyor.

Uyarlanabilir E-Öğrenme Modeli temel alınarak hazırlanan eğitimlerin, diğerlerine göre en belirgin farkı; “kişiye özel uyarlanabilir” olması; bunun yanı sıra, aktif katılıma ve kişilerarası etkileşime olanak sağlaması. Uyarlanabilir E-Öğrenme Modeli ile tasarlanmış bir öğrenme ortamında çalışanlar; zaman kaybetmeden kısa zamanda ihtiyacı olan bilgi ve becerilere sahip olma ve ihtiyacı olandan daha fazla çalışarak değil, etkili çalışarak öğrenme şansı yakalarlar. Bu ortamda çalışanlar bilgiye değil, bilgi çalışanlara “uyarlanır”.

Neden Uyarlanabilir E-Öğrenme?

Günümüzde basılı olarak kullanılan kitap, dergi, ders notları gibi eğitim içeriklerinin, çevrimiçi (online) ortama aktarılması yaygın olarak kullanılan bir yöntem. Uyarlanabilir E-Öğrenme uygulamaları bu duruma farklı alternatifler sunuyor. Kullanıcının tercihleri ya da kararları doğrultusunda değişen, farklılaşan bir e-öğrenme ortamı hayal edin. İşte Uyarlanabilir E-Öğrenme Modeli, bu bakış açısı ile, öğreneni pasif bir alıcı olmaktan kurtararak, sürecin içerisine katmayı hedefliyor.

İyi tasarlanmış Uyarlanabilir E-Öğrenme sistemlerinde, öğrenen sürecin merkezinde kendine yer bulurken; öğrenene, sistem içindeki konulara yorum yazma ve okuma, beğenisini ifade etme fırsatı verilir. Uyarlanabilir E-öğrenme sistemlerinin sunduğu bu olanaklar kullanıcılar arasındaki etkilişimi ve bireylerin motivasyonunu artırır. Böylece öğrenme, özgür, rahat ve eğlenceli bir deneyim haline gelir. Uyarlanabilir E-Öğrenme sistemlerinin temel özelliklerini sıralayacak olursak;
  • Öğrenen aktiftir ve maksimum etkileşim vardır.
  • Bireysel öğrenmeyi mümkün kılar.
  • Öğrenme deneyimini eğlenceli hale getirir.
  • Esnektir, zaman ve mekândan bağımsız çalışma imkânı sunar.
  • Online ölçme ve değerlendirme imkânı verir, anında geri bildirim (feedback) ve yanlışını düzeltme imkânı sunar.
  • Öğrenenlerin farklı öğrenme amaçlarına, bilgi düzeyine, alt yapısına ve öğrenme yeteneğine göre çalışma fırsatı tanır.
  • Herkese uyabileceği düşünülen tek bir öğrenme çözümü (“One-Size-Fits-All”) yerine her bireye ayrı öğrenme çözümü ve ortamı sunar.
  • Öğrenenlere, üzerinde çalıştıkları arayüzü kişiselleştirme rahatlığı sağlar; örneğin, arayüz rengini değiştirme, kendi resmini ekleme, favori konularını ekleme, uygulama ekleme (gadget, widget) gibi...
  • Ek kaynaklar sunar ve kaynak eklemeye izin verir...
Uyarlanabilir E-Öğrenme Modelini temel alan sistemlerde kullanılan özellikleri bu maddelerle sınırlı tutmak tabi ki mümkün değil. Sistem yeterlilikleri, öğrenenlerin beklentileri ve ihtiyaçları doğrultusunda, teknolojinin sunduğu imkânlarla farklı özellikleri eklemek mümkün.

Uyarlanabilir E-Öğrenme Modeli Nasıl Çalışır?

Uyarlanabilir E-Öğrenme Sistemlerinin altyapısının kurulmasında ve geliştirilmesinde, özellikle son dönemde, -Anlamsal (semantik) Web Teknolojilerinden- yararlanıldığını söyleyebiliriz. Aslına bakarsanız, Anlamsal Web, şu anda kullandığımız web’in bir uzantısı. İstenen içeriğin araştırılmasını ve yine bu içerikten bilgi çıkarımının yapılabilmesini, paylaşılmasını hedefliyor.

Örneğin; internet üzerinde “yemek tarifleri” konusunda bir araştırma yapmak istediniz. Karşınıza çıkan ve size uygun olan sayfalardan birinde gezinmeye başladınız. Sayfanın belli bir yerinde “bunlar da ilginizi çekebilir” notu ile karşılaşabilirsiniz. Bilgisayar, Anlamsal Web teknolojilerini kullanarak, aradığınız ve bulduğunuz bilgiyle ilgili olarak, yine bu aramalar içinden, size uygun olanların çıkarımını yaparak, size sunar. Böylece siz de zaman kaybederek aynı aramaları tekrar yapmak zorunda kalmazsınız. Tıpkı, bu örnekte olduğu gibi, Uyarlanabilir E-Öğrenme Modelinde de eğitsel tasarım, öğrenenlerin ihtiyaçlarını ön planda tutarak yeniden düzenlenir. Öğrenme bireyseldir ve bireysel farklılılar süreci şekillendirir.

Uyarlanabilir E-Öğrenme Modeli’ne verilebilecek en köklü örneklerden biri bilgisayar üzerinden yapılan internet tabanlı GRE (Graduate Record Examination) sınavı ve sınava hazırlık sürecidir. Sınav sırasında ilk sorular benzerlik gösterse de, sonraki sorular bireyin performasına dayalı olarak gelir.

Yanıtlanan soruların doğru olması durumunda bilgisayar size daha yüksek puanlı bir soru gönderir, benzer olarak yanlış cevaplar olması durumunda da daha düşük puanlı, kolay bir soru gelir.

Aynı şekilde, öğretim veya pratik yapmak amacıyla hazırlanan eğitsel tasarımlarda, konulara yönelik alıştırma soruları en düşük seviyeden en yüksek seviyeye kadar tasarlanır ve her soru için, öğrenenin bireysel farklılıkları ve öğrenme durumuna göre anında geri bildirim, konu özeti anlatımı ve ek bilgiler içeren seçenekler sunulur. Böylece öğrenen, eksiklerini tamamlayarak bir sonraki aşamaya tam öğrenme sağlamış olarak devam etme imkânı yakalar.

Uyarlanabilir E-Öğrenme Modeli’nin Zayıf Noktaları...

Uyarlanabilir E-Öğrenme Modeli’nin sunduğu öğrenme ortamı bir yandan kullanıcıları heveslendirirken, diğer yandan da çekimser bırakmaktadır. Bunun en önemli sebeplerinden biri, maliyettir. Uyarlanabilir öğrenme sistemlerinin geliştirilmesi oldukça zahmetlidir. Ayrıca sistemler özel bir konu alanı için geliştirilebildiği için, kısıtlı uygulama alanına ve kullanıcıya sahiptir.

Buna ek olarak bu tür sistemlerin geliştirilmesi sürecinde, birden fazla konu uzmanın bir arada çalışmasını gerektirmektedir. Geliştirilen her bir uyarlanabilir e-öğrenme sistemi birbirinden farklı olarak tek ve alana özgü hazırlanabilir. Dolayısıyla bu model için belli bir standart yoktur. Her sistemin kendi standardı vardır ve bunu belirleyen konu alanı ve öğrenenin özellikleridir.


Kaynak: Online Kariyer Okulu ( www.onlinekariyerokulu.com )