2 Ocak 2015 Cuma

Online Eğitimde Ders içerikleri geliştirme

İçerik geliştirme süreci içinde grafik tasarım, iletişim konusunda da değindiğimiz aşağıdaki beş temel unsur arasında olan, kullanıcı ve içerik arasındaki bağın güçlenmesinde önemli bir rol oynayan iletişim aracıdır. Düzensiz yerleştirilmiş yazı ve görsel elemanlar algılamayı ve bunun sonucunda da iletişimi güçleştirirler. Çok iyi tasarlanmış bir içerik, kötü bir tasarım sonucunda, istenilen faydayı sağlayamayacaktır.

İyi bir grafik tasarımcı için, ekrandaki bir butonun gerçekten buton olarak algılanıp algılanmadığı, algılanıyorsa, eni boyu, kolay tıklanıp tıklanamayacağı, sayfadaki yeri ve sayfayla ilişkisi, rengi... gibi aslında o butonun foksiyonunu yerine getirmesinin birer parçası olarak düşünülebilecek noktalar önemlidir.

Bir grafik tasarım problemi daima iletişimle ilgilidir. Tasarımcı uygulama yöntemlerinin yanı sıra görsel algılamanın doğasını, görsel yanılsamanın rolünü, sözel ile görsel iletişim arasındaki ilişkileri de bilmek ve göz önüne almak zorundadır.

Temel Grafik Tasarım Kuralları ve İçerik Ekranları
Belirli ilkeleri göz önüne almadan tasarlanan sayfalar, görüntü kirliliği yaratmaktan başka bir işe yaramazlar. Eğer amaç bilgi verici, görsel yönden çekici sayfalar yaratmaksa, belirli bir tasarım birikimine sahip olmak gerekmektedir.

Grafik Yüzeyler
Grafik tasarım yüzeyini bütünüyle kavrayabilmek için, insanın görmeye dayalı doğasının ve boşluk kavramının bilinmesi gerekir. Genellikle bütün grafik tasarımlarda olduğu gibi, ekran tasarımları da dört köşe ile sınırlandırılmış iki boyutlu yüzeyler üzerinde yapılırlar. Tasarımcı, mesajın görsel ve sözel kısımlarını belli bir bütünlük içinde, bu iki boyutlu yüzeyler üzerinde tasarlamak durumundadır.

Bir yüzeyin yatay ve dikey kenarları, tasarımın ilk çizgileridir. Bunlar komposizyonun yapılacağı alanı belirler.

Görsel elemanlar, kenar çizgileriyle aynı yönde yerleştirildiklerinde, düzenli ve durağan, açılı yerleştirildiklerinde ise dinamik ve enerjik bir yapı oluştururlar.
Bir yüzeyi yatay ve dikey olarak eksenlerle böldüğümüzde, bu iki eksenin kesiştiği geometrik merkez, odak noktasını oluşturur. Oysaki insan gözünün algıladığı merkez, kesin olarak ölçülemese bile bu geometrik merkezin biraz üzerindedir.

İnsan görme duyusunun izlediği yol, grafik tasarımları şekillendiren unsurlardan biridir. Tasarımların yapıldığı yüzeylerin iki boyutluluğu onların durağan bir yapıda oldukları anlamını taşımaz. Gözümüz, tasarım yüzeyindeki farklı odak noktalarına takılarak, bir anlamda o yüzeye bir enerji kazandırırlar.

Yazılı iletişim, eski Yunanlılardan beri, sol üstten sağ alt köşeye doğru, yatay ve çizgisel bir sıra izler. Bu sebepten dolayı, tasarım yüzeyinin sol üst köşesine yerleştirilen tasarım elemanları en önce dikkat çeken elemanlardır. Gözün izlediği bu hareket yönü, grafik tasarım yüzeylerinin düzenlenişindeki temel kriterlerden biridir. İçerik ekran ve arayüz tasarımlarında da, bu bilgi dikkate alınmalıdır.

Tasarım Yüzeyleri İçindeki Görsel Unsurlar ve Birbirleriyle İlişkileri
Görsel unsurlar, tasarım yüzeyleri içinde ve birbirleri arasında tasarım ilkeleri doğrultusunda bir ilişkiye girerler. Bu ilişkileri bilerek tasarıma başlamak, yapılabilecek hataların aza inmesini sağlar. Görsel unsurların tasarım yüzeyi ve kendileriyle olan ilişkilerini basitçe 4 madde de sıralayabiliriz:
  1. Görsel unsurların kenar ve eksenleri aynı hizaya getirilebilir ya da sıraya konabilir.
  2. Tasarım yüzeyi içinde birbirine fiziksel olarak yakın unsurlar kendi aralarında bir ilişkiye girerek gruplar oluştururlar. Örneğin okuyucu, hangi yazıyla hangi görselin ilişkili olduğunu çoğu kez yakınlık uzaklık ilişkisi ile algılar.
  3. Benzer boyutlara, renklere, biçime, tonlara, çizgiye ya da yönlere sahip görsel unsurlarda herhangi bir yakınlık ilişkisi olmasa bile kendi aralarında ilişkiye girerek bir grup oluştururlar.
  4. Tasarımda kullanılan elemanların algılanması sağlayan ve kesinlikle atlanmaması gereken temel tasarım ilkelerinden biri de, “boşluk” kullanımıdır. Bilinçli bir “boşluk” kullanımıyla, sadeliği ve düzeni yakalamak mümkündür. Boşluk olmayan bir alanda, tasarım elemanlarının yüklendiği mesajları algılamak zorlaşır. Tasarımın akciğerleri olan boşluklar, rahatlamayı sağladığı gibi, zenginliği de ifade eder.
Yazı Karakteri ve Metin
Şüphesiz ki bir yazıda okumayı kolaylaştıran en önemli etkenlerden birisi, kullanılan yazı karakteridir. Ekrandan okunması gereken yazılarda bu, daha da önem kazanır.

Internet üzerinde okunaksız yazı örneklerine sıkça rastlanmaktadır. Aslında bunun birden fazla sebebi vardır. Yazı karakteri seçimi, sayısı, puntosu, serifli, serifsiz, bold ya da italik olması, büyük küçük harf olması, bloklama biçimi, harf ve zemin rengi, zemin dokusu, satır uzunluğu ve boşluklar, tipografik düzenlemelerin temel sorunlarıdır.
İçerik metinlerinde kullanılan yazılarda şu noktalara dikkat etmek gereklidir:
  1. Verdana ya da Tahoma gibi, özellikle ekrandan okumak için geliştirilmiş “serifsiz” yani tırnaksız yazı karakterleri kullanmalıdır.
  2. İçleri kapanmış “a” ya da “ü” harfleri, okumayı zorlaştırır. Bu nedenle bold karakterler, ince karakterlere göre daha zor okunmaktadır. Bold karakterle yazılmış uzun metinlerden kaçınılmalıdır.
  3. Ekranda birden fazla yazı karakteri çeşidi, gereksiz bir kalabalık yaratabilir. Çeşitliliği sağlamak, tekdüzeliği kırmak için, aynı fontun bold ya da italik versiyonları ara ara kullanılabilir.
  4. İtalik yazılmış yazılar, tekdüzedir, gösterişsizdir. Değişik yapısıyla anlamı güçlendirebilir ama, deforme olmaya çok uygundur. Uzun metinlerin italik yazılması, yazıyı zayıf gösterir, harflerin birbirinden ayrılması zor olduğundan okumayı güçleştirir.
  5. Yazı karakterinin büyüklüğü çok küçük olursa harfler algılanmaz, büyük olursa da okuma sırasında gözün taradığı alan büyür. Ekrandan okunacak yazıların ideal büyüklüğü 10 – 12 puntodur.
  6. Uzun metinlerin bold yazılması gibi, tüm metnin tamamının büyük harflerle yazılmış olması da yazıyı sevimsiz kılar. Sözcükler, kaba bir dikdörtgen biçiminde algılanırlar. Küçük harfler, kuyrukları ve bacaklarıyla büyük harflerden daha kolay algılanabilirler ve bu da onları daha okunabilir yapar.
  7. Ekrandaki uzun satırlar, gözü yorar ve takibi zorlaştır.
  8. Sağa ve sola bloklanmış metinlerde satır takibi, sadece sola ya da sağa dayandırılmış metinlere göre daha zordur. Tek tarafa hizalanmış metinlerin diğer tarafındaki uzunlu kısalı görüntü, gözün satırları takibini kolaylaştıracağı gibi, metine dinamik bir hava da verir.
Renkler
Renkler ışıkla birlikte var olurlar ve izleyen üzerinde bir çok değişik duygu uyandırabilirler. Bunların bir bölümü kişisel, bir bölümü genellenebilir duygulardır. Sıcak renkler dediğimiz kırmızı ve tonlarının uyarıcı, soğuk renkler dediğimiz mavi ve tonlarının da gevşetici ve dinlendirici olduğu söylenebilir.

3 ana renk vardır. Kırmızı, sarı ve mavi. Ara renkler dediğimiz diğer renkler, bu üç ana rengin farklı oranlarda karışmasıyla ortaya çıkarlar.

Renk, bir tasarımda etkileyiciliği ve vurguyu arttıran yapı taşlarından biridir. Amerika’da yapılan bir araştırmada renkli dergi ilanlarının izleme oranının %38, sadece iki renkli ilanların izleme oranının ise %20 olduğu ortaya çıkmıştır. Başka bir araştırmada ise, siyah-beyaz bir ilanın çok renkli olarak basıldığında %50 oranında daha fazla izlendiği ortaya çıkmıştır.

Bir tasarımda, istenilen doğru atmosferi yaratmada en önemli araçlardan birisi de renktir. Sıcak renkler, izleyeni uyarır ve neşelendirir. Soğuk renkler ise yatıştırıcı ve dinlendiricidir. Soğuk renkler çok fazla kullanıldıklarında, ilgiyi dağıtıcı ve sıkıcı bir hava yaratabilirler. Aynı şekilde sıcak renklerde çok sık kullanıldıklarında uyarıcı etkilerini kaybedebilirler.

Bir tasarım yüzeyinde sıcak renkler, soğuk renklerden daha fazla dikkat çeker.

Ekran Tasarımlarında Renk
İçerik ekranlarında kullanılacak renklerde şu noktalara dikkat edilmelidir:
  1. İçeriğin çerçevelendiği şablonda çok sayıda renk kullanılmamalıdır. Kullanılan her bir renk o tasarımın bir elemanıdır ve ne kadar az elemanla problem çözülebiliyorsa sonuç o kadar başarılıdır.
  2. Şirket kimliğinin bir parçası olan renkler göz önüne alınmalı, münkünse şirket renkleri ya da bu renkleri tamamlayıcı renkler ekranda yer almalıdır.
  3. Arka arkaya gelen sayfaların görsellerinde canlı renklerin tekrar tekrar ve baskın şekilde kullanılmasından kaçınmalıdır. Aksi taktirde renkler uyarıcılıklarını kaybedebilirler.
  4. Renkli yazı karakterleri gereğinden fazla kullanılmamalıdır. Görüntü kirliliği ve gereksiz bir karmaşa yaratırlar.
  5. Zemin ve yazı rengi ilişkisine dikkat edilmelidir. Açık renklerin üzerine yine açık renklerde kullanılan yazıları okumak zorlaşır hatta imkansız hale gelir. Aynı şekilde koyu bir zemin üzerine yazılan yine koyu renkteki bir yazıyı da okumak zordur.
  6. Renklere yüklenen anlamlar, bütün sayfalarda bütünlük içinde olmalıdır. Örneğin fomüller bir sayfada yeşil çerçeve içine alınıyorsa, bu renk diğer sayfalarda da aynı görevi görmelidir.

Kaynak: Online Kariyer Okulu ( www.onlinekariyerokulu.com )