23 Nisan 2014 Çarşamba

Online Üniversite

Günümüzde bilim üretme ve bilim adamı yetiştirme görevini üstlenen üniversiteler, değişen eğitim anlayışına hızlı bir biçimde uyum gösterme eğilimi içinde midirler? Bu eğilimde olsalar bile, özellikle devlet üniversitelerinde yeterli teknolojik, finansal alt yapı ve insan gücü mevcut mudur? Ya da bütün bunların da ötesinde, değişen eğitim anlayışına paralel olarak üniversitelerdeki anlayış da gerçekten değişmekte midir? Sosyal, siyasal pek çok farklı platformda ateşli tartışmalarda kendine hiç zorlanmadan yer bulabilen eğitim sistemi ve kurum işleyişleri neden bir türlü istenen düzeyde değildir? Yoksa tartışılanlar gerçekten tartışılması gerekenler değil midir?
Mevcut yüksek eğitim kurumlarına ilişkin olarak bunlara benzer sorular kolaylıkla artırılabilir. Konuşma ve tartışma aşamasında varolan durumu analiz ederek üniversite yapısını ortaya koymak, konuşmaktan ziyade eyleme geçmek adına tetikleyici bir başlangıç oluşturabilir. Klasik eğitim anlayışını temsil eden devlet üniversitelerin temel özellikleri aşağıdaki biçimde sıralanabilir:
  • Mekan bağımlı öğrenci ve öğretim üyeleri
  • Programları belirleyen, yüz yüze eğitim veren ve tam zamanlı öğretim elemanları
  • Merkezi kütüphane ve derslikler
  • Kar amacı gütmeyen finansal statü
Geleneksel üniversitelerde öğrenciler kampüste bulunan dersliklere gelerek üniversitenin tam zamanlı öğretim elemanlarından ders almakla yükümlüdürler. Kendi içinde farklı sosyal statülerde öğrencileri barındıran geleneksel üniversiteler diğer milletlerden öğrencilerle etkileşebilmek için de pek çok çeşitli burs olanakları sağlamaya çalışmaktadır. Amaç küresel bir öğrenim ortamı yaratmaktır. Fakat, bazı gelişmekte olan üniversiteler belirli coğrafi servis alanlarında, bulundukları bölgenin kültürel özelliklerine bağlı kalarak eğitim verdikleri için uluslararası öğrencileri yeteri kadar kendilerine çekemeyebilmektedirler. Bu da geleneksel üniversitelerin küresel üniversiteler olmasını engellemektedir.
Geleneksel üniversitelerin amacı bilimsel ve uygulamalı bilgilerin keşfedilmesini ve öğrenilmesini sağlamak ve bunun yanında çeşitli toplulukların kültürel etkileşimini ve eğitimini sağlamaktır. Yaşadığımız ortamdaki değişimin hızlanmasıyla pek çok üniversite bu dinamizmi yaratan yeni teknolojiler üzerine yoğunlaşmış ve varolan programlarını yeni araçlar kullanarak geliştirmek ve yeni uzaktan eğitim programları açmak için çeşitli çalışmalar başlatmıştır. Ancak destek olmaksızın köklü bir kurumu değiştirmek oldukça güç olabilmektedir.

Değişimin önemli sebeplerinden biri öğrenime olan talebin artmasıdır. Bu artışın arkasında geleneksel üniversite anlayışının hedef aldığı kitlenin genişlemesi vardır. Geleneksel üniversitelerin hitap ettiği öğrenci kitlesi kariyer yapmak ve uzmanlaşmak istedikleri alanlarda 18-22 yaş arası gençler olarak özetlenebilir. Oysa günümüzde hayat boyu öğrenme (Life-Long Learning) kavramı gittikçe yerleşmekte ve bu alanlardan da sürekli artan sayıda talep gelmektedir. Bu da üniversiteleri çalışan, iş hayatının içindeki öğrenci potansiyeline de hitap edebilmeye zorlamaktadır. Oluşan bu yeni pazarı değerlendirmek için, bu pazarın isteklerine göre programlar üretilmektedir. Çalışan kişilerin zaman ve mekan bağımsız programlara ilgi göstermesi son derece olağan bir gelişmedir. Bu tip bir baskı uzaktan eğitim anlayışının yerleşmesinde etkili olmaktadır. Günümüzde bu yöndeki eğilimin genellikle lisans düzeyindeki eğitimlerden çok yüksek lisans düzeyine doğru olduğu bir gerçektir.

Uzaktan eğitimde şu an gelinen son nokta Online (çevrim içi) web-tabanlı üniversitelerdir. Bu üniversiteler gelişen web teknolojileri ve bilgisayar konferans sistemleri sayesinde zaman, mekan ve uzaklıktan bağımsız bir şekilde öğrencilerin birlikte çalışmalarına olanak veren oluşumlardır. Eş zamanlı olmayan etkileşim üzerine kurulu bir sınıf ortamında öğrenciler ve öğretmenler dersi yürütebilmektedir. Yeni teknolojiler kullanılarak sadece erişimin artırılması değil aynı zamanda etkileşimin de artırılmasını sağlamak hedeflenmektedir. Bu üniversitelere önemli ve çarpıcı olarak verilebilecek örneklerden bazıları Avrupa'da Finlandiya'da 1970'te kurulan "Finnish Association for Distance Education", Afrika'da "Open University of Tanzania" Asya'da Kore'de yine 1972 de kurulan "National Open University" Avustralya'da "University of New England" olarak sıralanabilir. Bu alanda ABD’de en dikkat çeken oluşumlardan birisi de, güçlü üniversitelerden oluşan Internete dayalı uzaktan eğitim konsorsiyumlarıdır. Unext Cardean Internet Üniversitesi oluşumunda, Stanford, The University of Chicago, London School of Economics gibi üniversiteler bulunmaktadır.

Avrupa ve Amerika’da 1970’lerde başlayan değişim ve gelişimler ülkemizde de yakın geçmişte kaçınılmaz olarak kendini göstermeye başlamıştır. Özellikle finansal desteği yeterli pek çok özel üniversite eğitimde İnternet olanaklarını kullanmaya ve öğrencilere sunmaya başlamıştır.

Yüksek eğitim kurumlarının, şimdi belki de henüz sürecin başlangıcındayken, geçici teknolojik çözümlerle içi boş donanım yapıları yerine, teknolojinin kullanıldığı, nitelikli bilginin, nitelikli biçimde öğrenciye aktarıldığı, sağlam ve uzun ömürlü sistemler kurmak, zaten kurumun özünde var olan değişime uyum sağlamaktan çok değişimi ayakta tutmak sıfatını yeniden ortaya çıkarmalarını sağlayacaktır.

Elbette çözüm bulma umuduyla, yeni sorular, gelişim ve ilerleme adına sorulmaya devam edecektir.

Kaynak: Online Kariyer Okulu ( www.onlinekariyerokulu.com )