25 Nisan 2013 Perşembe

Öğrenmeye Davet Edin!

Pazarlamacıların her kalitedeki ürünü kendilerine has yöntemlerle tüketicinin beğenisine sunmalarınedeniyle oluşan algı, çok sayıdaki eğitim sağlayıcıyı “pazarlama” desteğine mesafeli tutuyor. Oysa iyi hazırlanmış bir eğitim programının pazarlama desteği olmadan hedeflenen müşteriye ulaşabileceğine inanmak, ne yazık ki gerçekçi olmaz. 
Eğitim Programlarının Hedef Kitleye “Pazarlanması”
Pazarlamayı öncelikli olarak bir bilgilendirme fırsatı olarak algıladığımızda; hedef kitleye, herhangi bir programın onların ihtiyaçlarını nasıl karşılayabileceğini anlatarak iyi bir hizmet vermiş oluruz. Bu aşamada gerekenler ise hedef kitlenin ihtiyaçlarının doğru kavranması ve yaratıcılıktır.

Bir eğitim programı tasarlayıp katılımcıların kendi kendilerine geleceğini varsaymak, düzenlediğimiz partiye kişileri davet etmemeye benzer. Pazarlama ve reklamı, etkili bir öğrenme deneyimine davet olarak düşünebilirsiniz. Hedef kitlenize, eğitime katılmak için yeterince ikna edici yararlar sunabilirseniz, büyük ihtimalle katılım sağlayacaklardır. Eğitim programınız ne kadar iyi hazırlanmış olursa olsun, onun varlığından hedef kitlenizin haberi yoksa hak ettiği yere gelemez.

Peki Nasıl?
Eğitim programının reklamını yapmaya yönelik fikirlerin bir sınırı yoktur. Neyi, ne kadar yapabileceğinizi belirleyecek olan unsurlar; bütçe, zaman ve kadro kısıtları olacaktır. Unutmayalım ki, pazarlamanın bir değer yaratması için illa pahalı veya zaman alıcı yöntemler kullanılması gerekmez.

Eğitim programlarınızın reklamını yapmanın en kolay ve en masrafsız yollarından biri de eski katılımcılardır. Programın reklamını sizin yerinize onların yapmasını sağlamanız yeterli olacaktır. Günümüzde birçok insan, internetten alışveriş yapmadan önce müşteri yorumlarını okumayı adet edindi. Tüketiciler, bilinçli satın alma kararları verdiklerinden emin olmak için bu yola başvuruyorlar. Aynı şekilde, katılımcıların yorumları da, başka kişilerin de eğitim programınızdan nasıl faydalanabileceklerini görebilmelerini sağlar. Memnun kalmış bir müşterinin övgüsü, yalnızca en kolay reklam türlerinden biri değil, en güçlü olanlarından biridir de. Kişilerin, bir eğitim programının onlara sağladığı yararları iş arkadaşlarından ya da meslektaşlarından duyması, eğitimi bu kişilerin gözünde daha anlamlı kılar. Katılımcıların geri bildirimlerini eğitim kataloğunuza dâhil ettiğiniz takdirde ya da daha iyisi, bireylerin çevrimiçi yorum yapmasına olanak tanıdığınızda; öğrenme Amazon sitesine benzer bir deneyime dönüşür.

Enocta olarak eğitim programlarının ve faaliyetlerinin hedef kitlesine duyurulması amacıyla, kurum içi reklam ve pazarlama faaliyetlerinin planlanması ve gerçekleştirilmesi konusunda da hizmet veriyoruz. Enocta Eğitim Platformunun yükselen yıldızı olan “Sosyal” modül ve iletişim özellikleriyle, yukarıda bahsettiğimiz eğitim programlarına “katılımcıların yorum yapması”na doğrudan imkan tanıyoruz. Yine Enocta Eğitim Platformu üzerinde sağladığımız sosyal özellikler ile birbirleriyle “iş arkadaşı” olan katılımcıların birbirine eğitim önermesine olanak tanıyoruz. Eğitim Kataloğu modülüyle entegre çalışan sosyal özellikler, eğitim programlarınızın “reklamını” çalışanların kendisinin yaptığı yaşayan bir pazarlama aracı haline geliyor.

Reklam ve Tanıtım Faaliyetleri Sınırlı Kalmasın
Elbette reklam ve tanıtım faaliyetleri bununla sınırlı değil. Hazırlayacağınız ve faydayı ön plana çıkarane-posta duyuruları, meraklandırıcı animasyonlar (Teaser), tanıtım filmleri, posterler ve eğitim portalleri de eğitim programlarınızın ve faaliyetlerinizin hedef kitlenize duyurulması ve hedef kitlede program konusunda bir farkındalık yaratılması konusunda oldukça önemli bir role sahip. Buradaki en önemli konu iletişimin hangi aralıklarla ve nasıl bir düzenle yapılacağının baştan planlanması ve hedef kitlenin tepkilerine göre gerekiyorsa çalışmaların uyarlanmasıdır. Enocta olarak, e-posta, teaser, poster, tanıtım filmleri ve eğtim portalleri çalışmalarını da kurumsal eğitim tutundurma hizmetlerimizin bir parçası olarak sunuyoruz.

Özetle…
Bir eğitim programının değerini hedef kitleye anlatabilmek için, programın iyi bir iletişim stratejisi ile desteklenmesinin şart olduğu konusunda artık herkes hemfikir. Eğitim ve gelişim programlarınızın kurumunuzda tutundurulması için bahsettiğimiz reklam ve pazarlama faaliyetlerini mutlaka göz önünde bulundurmanızı öneriyoruz.

Bu yazı, SkillSoft Consulting Services Manager, Lori Neblung’ın “Marketing is an Invitation to Learn” isimli yazısından derlenmiştir.

22 Nisan 2013 Pazartesi

Sürekli Paylaşımcı Çevrimiçi Sınıflarda Başarı

“Sınıf eğitimi” kavramını her insan farklı şekillerde algılar ancak genel olarak “sınıf eğitimi”, gel - bilgiyi al - git düzenine dayanır. Kişi için tekrarı olmayan sınıf içi eğitimlerinde, kısıtlı zamanda en çok bilgiyi alabilme telaşı yaşanabilir.
Bu yazımızda, kişilere bilgiyi farklı tabaklarda, sonu olmayan bir masada sunan alternatif bir deneyimden bahsedeceğiz: Sürekli Paylaşımcı Çevrimiçi Sınıflar (SPÇS)!


Bilgi Her Yerde
Bilgi bizden kaçmaz, o her zaman bir yerlerdedir, sadece bizim onu keşfetmemizi bekler. Onu keşfetmek, geliştirmek, paylaşmak ve bu bilgi ile başka bilgilere ulaşmak bizim inisiyatifimizdedir. Bilginin paylaştıkça çoğaldığı ve geliştiği gerçeği de bu temele dayanır. Sürekli Paylaşımcı Çevrimiçi Sınıflar (SPÇS), bilginin, bilgi kirliliğine sebep olmadan paylaşılarak geliştirildiği araçlardır.

SPÇS Bize Ne Sağlar?
SPÇS’yi son zamanların çevrimiçi bir fenomeni olarak adlandırmak yanlış olmaz. Sosyal ağ bağlantılı ortamlarda bulunan, farklı alanlardaki sınırsız bilgiye ve kaynağa serbestçe erişebilmek ve paylaşabilmek bu oluşumun her geçen gün değerini daha da yükseltmektedir.

SPÇS’yi her zaman paylaşılabilir, katılım sağlanan ve bilgi dağıtıcı uzun ömürlü bir şebeke olarak tanımlayabiliriz. Asla bir okul değildir, çevrimiçi bir sınıf hiç değildir. SPÇS, işbirliği yapan insanların birbirleriyle bağlantı kurarak öğrenme sürecine katıldıkları bir birlikteliktir.

Kendiniz bir çalışma konusu belirleyerek bu çalışma hakkında araştırmalar yapmaya başlıyorsunuz ve diğer katılımcılar ve ulaşabileceğiniz sınırsız materyallerle beraber konunuzun içeriğini genişleterek farklı fikirlerden de yararlanabiliyorsunuz. Ağ içerisinde elinizin altında size yararlı olacak bir sürü kaynak da sizi bekliyor. Bunlar arasında bloglar, tartışma grupları, videolar, makaleler, hatta tivitler bile olabilir. Bu sayede farklı sonuçlara ve fikirlere ulaşabilirken sadece tek bir yol üzerinden gitmeyip farklı yollara saparak her yolda başka bilgilere de ulaşarak yolunuza devam edebiliyorsunuz. Hayatınız boyunca kullanabileceğiniz bu kaynaklar ile özgürce kendi alanınızda çalışabilir ve ne yapacağınıza, hangi konuya ne şekilde katılacağınıza hatta başarılı olup olamayacağınıza bile kendiniz karar verebilirsiniz.

SPSÇ’de BaşarıBaşarı her zaman belli bir disiplinin ve iyi geliştirilmiş bir iş planının sonucunda gelir. SPSÇ’lerde de başarıya ulaşmayı 5 aşamalı bir yolun sonucu olarak düşünebiliriz.

1) Kendini Hazırla: Öncelikle konuyla veya fikrinizle ilgili kendinizin hazırlık yapması gerekmektedir; kullanacağınız materyaller, her hafta kullandığınız ve yararlandığınız linkler, canlı oturumların zamanları vb. Okuma parçaları, konu başlıkları ve makaleleri okuyarak kendinize haftalara bölünmüş bir çizelge oluşturabilir ve her hafta nasıl bir aşama kaydettiğinizi kendiniz görebilirsiniz. Kimse sizin neyi ne kadar okuduğunuzu kontrol etmeyecektir. Ne kadar fazla okursanız konuya o kadar fazla katılım sağlarsınız.

2) Kendini İfade Et: Hazırlık aşamasından sonra kendinizi ifade etmeye hazırsınız. Düşünceleriniz ve fikirlerinizin yaşaması için bir yere ihtiyacınız olacak. Bu bir blog yazısı ya da bir tartışma forumu olabilir. Tüm fikir ve düşüncelerinizi bir araya toplayarak bunları etiketleyebilirsiniz. Bir blogunuz varsa oraya, yoksa daha önce yazılmış bir yazıya cevap vererek ve bu yazıyı etiketleyerek Twitter’a gönderebilirsiniz. Sonra ise muhtemelen hiçbir şey olmayacaktır, ne bir yorum ne de bir cevap alabileceksiniz. Kendinizi ifade ettiniz ama kimse bunu fark etmedi bile, peki neden? Çünkü sizin de bir iletişim ağına ihtiyacınız var.

3) İletişim Ağı Kur: Diğer insanların başka konular hakkındaki fikirlerini takip etmeye başlamalı ve bağlantılar kurmalısınız. Bulduğunuz başka yazılara ve fikirlere yorum yaparak diğer kişilerle iletişime geçmelisiniz. Daha sonra kendi alanınıza dönerek, başkalarının sizin konunuz hakkındaki sorularına mantıklı yanıtlar vermeye çalışın, onlara kendinizi ifade edin ve bağlantılar kurmaya devam edin. Bu şekilde bir tartışma ortamı oluşacaktır ki bu ortam sizin çalışmanız etrafında oluştuğu için oldukça işinize yarayacaktır.

4) Grubunuzu Oluşturun: Birkaç hafta sonra artık kendi çevrenizi oluşturmanın zamanı gelmiştir. Bir süre sonra okuduğunuz yorumlardan ve diğer yazılardan, insanların sizin konunuzla alakalı fikirlerinin sizin fikirlerinize ne kadar yakın olduğunu fark edeceksiniz, hatta bağlantıda olduğunuz kişilerin sizin konunuzla ilgili yaptığı yorumlardan daha çok siz onların konularına yorum yapmaya başlayacaksınız. Herkesle bağlantı kurmak zorunda da değilsiniz. Sizin konunuzla ilgilenen bir grup insan bulabilirsiniz ki sizin için bu daha yararlı olacaktır. Bu şekilde, çalışma bittikten sonra bile sizinle çalışabilecek bir topluluk meydana getirme şansınız olur.

5) Odaklanın: Beş aşamadan oluşan bu süreçte en önemli adım olarak “Odaklanmayı” görebiliriz. Tüm olumlu bağlantılara, ilginç yazılara ve çalışmanızla ilgili öğrendiğiniz bilgilere rağmen, bir süre sonra aklınız karışabilir ve kendinizi sorgulamaya başlayabilirsiniz: “Eğer bu çalışmayı belli bir kredi tamamlamak için yapmıyorsam ne için yapıyorum?” Bulduğunuz veya ürettiğiniz fikirleri nereye yerleştireceğinize odaklanamayabilirsiniz. Belki de çalışmanızla alakalı aklınıza bir fikir geldi ve bunu bloğunuza göndermek istiyorsunuz. Kendi grubunuzdan yardım alarak bu fikri paylaşabilirsiniz hatta sadece bir kağıda bile yazabilirsiniz ve bu kağıdı bir odak noktası olarak düşünerek çalışmanızı buradan yönetebilirsiniz.

Başarının Ayak Sesleri
SPÇS’yi kullanmaya başladığınızda, 10 hafta sonra artık çalışmanızla ilgili daha çok şey bildiğinizi fark edeceksiniz. Bunun yanı sıra çok değerli ve sizin için kullanışlı olabilecek profesyonel bağlantılar elde edeceksiniz ve her şeyin ötesinde kendi çalışmanızla ilgili bir proje ortaya çıkarmış olacaksınız. Siz de SPÇS ile gelen gelişim ve paylaşım fırsatını değerlendirebilir ve kendinizi geliştirmek istediğiniz konuya odaklanarak başarının ayak seslerini kısa bir süre içerisinde dinlemeye başlayabilirsiniz.

18 Nisan 2013 Perşembe

Karma Eğitimler Ve Öğrenen Merkezli Eğitim Yaklaşımı

Günümüzde, işletmelerde değişen koşullar ve hızlanan süreçlere uyum sağlamak adına eğitim uzmanları, eğitimlerin tasarım ve aktarımında yeni yaklaşımların arayışına girmek zorunda kaldılar. Başarılı karma eğitim çözümleri tasarlayabilmek; teknolojik yatırımlardan verim almak, maliyetleri düşürmek, eğitimlere değer katmak konularında bize avantaj sağlıyor.

Karma Eğitim Nedir?
“Karma” olarak adlandırdığımız eğitim yaklaşımının tanımları, bu yaklaşımın hedeflediklerini tam olarak ifade etmekte eksik kalabiliyor. Katılımcıları sınıf içi eğitime almak, onlara okuma ödevleri vermek ve web tabanlı eğitim videoları izletmek, her zaman “karma eğitim” verildiği anlamına gelmeyebilir. Çünkü karma eğitimde amaç aynı başlık altındaki içerikleri belli bir sırayla bir araya getirmekten daha fazladır; aynı konuyu farklı içerik veya farklı yollarla aktarmayı karma eğitim olarak adlandırmak doğru olmaz. Karma eğitim, belirli bir amaç doğrultusunda, farklı öğrenme araçlarının doğru, bütünleşik kompozisyonu oluşturulduğunda anlam ifade eder.

Karma eğitim araçları dediğimizde, sınıf içi ve web tabanlı eğitimler, performans desteği, ev ödevleri, formal ve informal işbaşı çözümlerini sayabiliriz. Karma eğitim ile çalışanlarımıza, “nihai hedefe” (performans çıktısı) ulaştıracak, farklı araçların bütünleşik bir şekilde kullanıldığı etkin eğitim deneyimleri sunabiliriz. Bunun yanı sıra, sosyal öğrenme de bu araçları destekleyen önemli bir araç olarak ön plana çıkmaktadır.
Karma eğitim tasarımında, içeriği sistematik bir şekilde değerlendirerek bunun için en uygun aktarım yönteminin belirlenmesi yerine, genellikle eldeki teknolojilere uygun içerikler tercih edilmektedir. Halbuki, sınıf içi veya web tabanlı eğitimlerin yanı sıra, e-kitaplar, ses dosyaları, mobil ortamlardan erişilebilen destek materyalleri, makaleler gibi çok sayıda eğitim aracı kullanılabilir.

Karma Eğitimin Yararları Nelerdir?
Bugüne kadar doğru uygulanmış olanların sonuçlarından yola çıkarak karma eğitimin yararlarını şöyle sıralayabiliriz:

· Maliyetlerin düşmesi. Ekonomik koşullar ne durumda olursa olsun her zaman eğitim bölümlerinden en az yatırımla en yüksek verimin alınması beklenir. Çalışanın eğitim nedeniyle işinden ayrı kaldığı sürenin kısalması, yol harcamalarının düşürülmesi ve verimlilik artışı eğitim departmanlarının karşılaması beklenen taleplerin başında gelir.

· Teknolojik gelişme. Eğitim bütçeleri ile maksimum fayda sağlamak için yapılan teknolojik yatırımlar: sanal sınıflar, asenkron gelişim araçları ve farklı teknolojilerin uygulanması.

· Öğrenme değerinde artış. Uygulanması kolay olan ve kabul gören geleneksel sınıf içi eğitim yaklaşımı aslında birçok durumda optimal değildir. Bir eğitim salonunda geçirilen iki veya üç gün, öğrenme değerinde bir artış sağlamayabilir. Katılımcıların yeni bilgileri gerçek bir ortamda deneyimleme fırsatı bulmadan akılda tutmaları çok zordur. Ayrıca her içerik sınıf içi eğitim ile öğrenmeye uygun değildir. Örneğin; bilgi tabanlı bir içeriğin kapsamlı olarak sınıf ortamında ele alınmasındansa, katılımcının öğrenme hızına uygun olarak biçimlendirilmesi daha uygun olur.

· Eğitimin ihtiyaç doğduğu anda verilmesi. Günümüzde şirketler eğitimlerin düzenli olarak aktarımında birçok zorluklarla karşı karşıya gelmektedir. Sadece işe yeni girenlerin aynı tarihte işe başlaması ya da eğitim almasının imkansızlığını düşündüğünüzde bile bu zorlukları tahmin edebilirsiniz. Eğitimcilerin ve katılımcıların belirli lokasyonlardaki sınıflara ulaşımları hem ekonomik değildir hem de iş ve özel hayatlarını olumsuz etkiler. Şirketler, genelde “acil durum” olarak ortaya çıkan eğitim ihtiyaçlarını karşılayabilmek için; eğitimin yeniden planlanmasını veya yeterli katılımcı sayısına ulaşılmasını bekleme lüksüne sahip değildir.

Karma Eğitimde Öğrenen Merkezli Program Oluşturma
Karma eğitim planlamada en doğru yöntem öğrenen merkezli yaklaşımdır. Oluşturulma aşamasında öğrenen hep ön planda düşünülür ve karma eğitimin bileşenleri onun kişisel yapısına göre seçilir. Öğrenen merkezli bir program hazırlarken aşağıdaki hususları dikkate almakta yarar vardır:

1. Öğrenme bir boşlukta gerçekleşmez. Öğrenenler sunulan bilgiyi anlamlandırırken kişisel deneyimlerini, kendilerine has algılarını, duygu ve düşüncelerini temel alırlar.

2. Daha fazla bilgi, daha fazla öğrenme anlamına gelmez. Öğrenenler, sunulan bilginin kalitesini ve sayısını pek önemsemezler. Onların beklentisi, bilgiyi anlamlı bir biçimde uygulamaya geçirebilmeleridir.

3. Öğrenenler yeni öğrendikleri bilgi ile mevcut bilgileri arasında mantıklı bir bağ kurarlar. Yeni bilginin zihinde kalıcılığı, var olan bilgisiyle kuracağı bağ ile doğrudan orantılıdır.

4. Kişilik öğrenmeyi etkiler. Öğrenenlerin öz güven seviyeleri aynı değildir. Ayrıca bireylerin kişisel hedeflerindeki netlik ve başarı ile başarısızlık konusundaki beklentileri de farklılıklar gösterir.

5. Aslında “öğrenme” bireyler tarafında arzu edilen bir şeydir çünkü insanlar doğuştan meraklıdır ve öğrenmekten zevk alırlar. Ancak hata yapmaktan korkmaları ve kendilerini emniyette hissetmemeleri bu süreçte engel oluşturan etkilerdir.

6. Kişiler, zor durumları sever diyebiliriz. Özellikle, önlerine çıkan zorluklarla bireysel ihtiyaçları örtüştüğünde daha kolay ve hızlı öğrenirler.

7. Öğrenenler, birer bireydir. Hepsinin fiziksel, zihinsel, duygusal ve sosyal gelişmişlik seviyeleri farklılık gösterir. Ayrıca kültürel yapıları da aynı değildir.

8. Öğrenme ortamı çok önemlidir. En iyi öğrenme; kişilerin katılım yapabildiği, çeşitlilik gösteren samimi ortamlarda gerçekleşir.

9. Öğrenenler olumlu destekten hoşlanırlar. Kişiye değer veren ve kendine olan saygısını güçlendiren öğrenme ortamlarının daha başarılı olduğu kanıtlanmış bir gerçektir.

10. Geçmiş deneyimler önemlidir. İnsanların inançları ve geçmişte yaşadıkları tecrübeler, kişilerin dünya görüşünü ve öğrenmeye dair yaklaşımlarını şekillendirir.
Enocta olarak, değişen iş ihtiyaçları ve çalışan beklentilerini karşılayacak karma eğitim modelleri konusunda hem danışmanlık hem de altyapı ve içerik desteği sağlıyoruz.
· Danışmanlık hizmetlerimiz kapsamında ihtiyaç analizinden, ihtiyaca uygun eğitim programlarının oluşturulmasına kadar her aşamada destek veriyoruz.

· Enocta Eğitim Platformu (EEP) yazılım çözümümüz ile sınıf içi eğitimlerin yönetilmesinden e-eğitim, video, makale, e-kitap gibi eğitim materyallerinin kullanıcılara ulaştırılmasına ve yönetilmesine kadar birçok özelliği sunan bir eğitim yönetim altyapısı sağlıyoruz.

· Yine EEP’nin sağladığı sosyal öğrenme modülleri ile karma eğitimi, sosyal öğrenmenin gücü ile destekliyoruz

· Profesyonel gelişim, kişisel gelişim, hukuk, finans gibi onlarca konu başlığı için hazır e-içeriklerin ve eğitim filmlerinin olduğu eğitim kataloğumuzla, hızlı eğitim çözümleri sunuyoruz.

· Dünyanın önde gelen eğitim şirketlerinden olan Skillsoft ile işbirliğimiz kapsamında, Liderlik Gelişim Programlarından, kapsamlı IT eğitim programlarına kadar çok çeşitli başlıklarda eğitim, e-kitap ve video çözümlerini sizlere ulaştırıyoruz.

Bu yazı Jennifer Hofmann’ın “Blended Learning” başlıklı ASTD Infoline makalesinden derlenmiştir.

4 Nisan 2013 Perşembe

e-Learning'in getirdiği avantajlar

Yoğunluğu gittikçe artan iş dünyasında, hız önem kazanacak ve bilgiyi en kısa sürede, iş süreçlerini aksatmadan elde edip rakiplerinden önce kullanabilen firmalar lider olacaklardır. Bundan dolayı organizasyonlar çalışanlarını sürekli eğitmek için daha fazla yatırım yapmaktadır. Bu şekilde, öğrenen organizasyonlar ortaya çıkmakta ve bunun temelinde yer alan bireyin "öğrenme"si önem kazanmaktadır.

Bilgi teknolojilerindeki müthiş hız öğrenme metotlarında ciddi değişikliklere sebep olmuş ve öğrenmede kaliteyi artırmıştır. Elektronik ortamdaki öğrenme şekli diyebileceğimiz e-Learning'in getirdiği avantajlar çok fazladır. Mesela, IBM sınıf eğitimlerinin % 30'unu e-Learning'e çevirerek yıllık 120 milyon dolar tasarruf etmiştir. Aynı şekilde, Oracle e-Learning sayesinde yıllık 100 milyon dolar tasarruf etmiştir.

Forbes Magazin'de yayınlanan bir makalede, Amerika'daki bir sağlık firması olan Aetna'nın software maliyetlerindeki yıllık tasarrufu 3 milyon dolar olmuştur. e-Learning yoluyla eğitilen çalışanların sınıf eğitimindekilere göre yüz üzerinden dört puan fazla aldıkları tespit edilmiştir. Parça parça alınabilen ve etkileşimli web üzerindeki eğitimler ile çalışanların bilgiyi daha iyi kazandıkları ortaya çıkmıştır.
e-Learning öğrenmeyi gerçekleştirecek olan bireyi merkeze yerleştirmekte ve klasik sınıf eğitiminin ve bilgisayar tabanlı eğitimin avantajlı yanlarını bünyesinde barındırmaktadır. Aynı zamanda, klasik sınıf eğitiminde bulunmayan ve eksikliği hissedilen birçok unsur e-Learning sayesinde giderilmektedir.

e-Learning'in getirdiği avantajları aşağıdaki gibi özetleyebiliriz:


* Birey öğrenme kapasitesine göre konuyu istediği derinlikte öğrenebilir 


* Bireyin kendi hızında, iş süreçlerini ve üretimi aksatmadan kısa zamanda eğitim almasını sağlar 


* İstenilen yer ve zamanda birey tarafından eğitimin alınmasına olanak verir 


* Birey bir seferde ne kadar çalışmak istediğine karar verebilir, dinlenme aralarını belirleyebilir ve önceden öğrendiklerini gözden geçirebilir 


* Eğitim masraflarında önemli yer tutan yol masraflarını ve diğer harcamaları önemli derecede azaltır 


* Bireyin belli bir zaman diliminde ihtiyaç duyduğu bilgiye anında erişmesine olanak verir 


* Edinilen bilgilerin hızlı bir şekilde hayata geçirilmesine yardımcı olur 


* Teori, araştırma ve vaka analizleri ile pratik hayat arasında ilişki kurulmasını sağlar ve edinilen bilgilerin hızlı bir şekilde uygulanmasına imkan verir 


* Sunduğu seçenekler yardımıyla bireye özgü öğrenme imkanı sağlayarak öğrenme kalitesini artırır 


* İnteraktif bir ortam sayesinde eğitime katılanlar arasındaki etkileşimi artırarak bilgi/birikimlerin paylaşılmasına olanak verir 


* Klasik sınıf eğitimine göre daha az rahatsız edici bir ortam sunar 


* Eğitim materyalinin uygunluğu ve doğruluğunun sürekli olarak gözden geçirilip gerekli değişikliklerin yapılmasına imkan verir 

* Web üzerindeki zengin işitsel ve görsel tasarımlar yoluyla eğitimi çekici hale getirir ve öğrenmeyi artırır 

* Bilgi ve birikimlerin hızlı bir şekilde elde edilmesi ile çalışanların hızlı değişen iş dünyasına uyumunu artırır.

3 Nisan 2013 Çarşamba

Bazı e-Öğrenme Terimleri

İçerik: e-Öğrenci'ye öğrenmesi için sunulan bilgi.

Uzaktan Öğrenme
: Genellikle internet üzerinden gerçekleştirilen, e-Öğrenci'nin belirli bir sınıf ortamında bulunmasını gerektirmeyen eğitim ve öğrenme yöntemi.
Eğitim Yönetim Sistemi (Learning Management System - LMS): Eğitim içeriklerinin, ve kullanıcı bilgilerinin depolandığı ve yönetildiği bir e-Eğitim altyapı sistemi.
Çoklu Ortam (Multimedia): Öğrenmenin etkisini artırmak için kullanılan grafik, yazı, animasyon ses ve video gibi bileşenler.
Plug-In: Bir yazılımın özelliklerini artırmak için kullanılan yardımcı yazılım.
Portal: Özelleştirilmiş içerikleri kapsayan web sitesi.
Simülasyon: Problem çözme, prosedürler veya işlemleri öğretmek için e-Öğrenciyi gerçek ile benzerlik gösteren durumlarla karşı karşıya bırakan eğitim ve öğrenim yöntemi.
Senkron Eğitim: Eğitmen ve e-Öğrenci'nin aynı anda internet veya intranet üzerinde sanal sınıflarda etkileşim kurarak gerçekleştirdikleri eğitim ve öğrenim biçimi.
Asenkron Eğitim: Belirlenen bir zamana bağlı kalmaksızın alınabilen eğitim biçimi. e-Öğrenci ilerleme hızına ve eğitimi alacağı zaman dilimine kendisi karar verir.
Konu Uzmanı: Bir konuda bilgi birikimi ve tecrübeye sahip olan kişi.
Geribildirim (feedback): Katılımcı ile eğitimci ya da sistem arasındaki etkileşim. Geri bildirim eğitimin kalitesini artırıcı niteliktedir.