28 Aralık 2012 Cuma

Dijital Olarak Büyümek (“Net Jenerasyonu” Dünyanızı Nasıl Değiştiriyor?)


Bu ay Enocta olarak sizlere Don Tapscott’un “Dijital Olarak Büyümek” kitabından kısa bir özet sunuyoruz.
Dijital Olarak Büyümek (“Net Jenerasyonu” Dünyanızı Nasıl Değiştiriyor?) Grown Up Digital (How the net genaration is changing your world?)
Yazar bu kitabında 11,000'den fazla genç insanla yaptığı araştırmanın sonucunda şımarık, ekran bağımlısı, bir işe dikkatini uzun süre veremeyen, sosyal yetenekleri sıfıra yakın bir avuç genç yerine; devrim niteliğinde düşünme, etkileşime girme, çalışma ve sosyalleşme biçimleri geliştirmiş, şaşırtıcı derecede parlak bir toplulukla karşılaşmış.
Bu ve buna benzer binlerce kitabı ve özetlerini www.books24x7.com da bulabilirsiniz. Gelin şimdi hep beraber Don Tapscott’a kulak verelim.
~~oOo~~
Büyük ihtimalle 11-30 yaş aralığında birilerini tanıyorsunuzdur. Beş işi bir arada yaptıklarını da görmüşsünüzdür: arkadaşlarına mesaj göndermek, müzik indirmek, internete videolar yüklemek, beş santimlik bir ekranda film izlemek ve Facebook'ta ya da MySpace'te kim bilir neler yapmak... Onlar dijital dünyada büyümüş ilk nesil—ve daha uzun süre bizimle olacak, küresel çapta kültürel bir gerçekliğin parçası…
ve en önemlisi şu: İnternet neslini anlamak, geleceği anlamak demek.
Küresel çaptaki ilk nesil olan internet neslinin üyeleri, kendilerinden önceki nesillere nazaran daha zeki, daha hızlı ve çeşitliliğe karşı daha hoşgörülü. Adalet fikrine ve toplumlarının karşılaştığı sorunlara karşı son derece duyarlılar; bir çoğu okulda, iş yerinde veya ait olduğu topluluk içinde bir sivil toplum kuruluşunun faaliyetlerine katılıyor. Bu nesil siyasetle iç içe ve demokrasiyi ve siyaseti dünyayı iyileştirmenin yolu olarak görüyor.
Bu genç insanlar, hıza ve özgürlüğe ayarlı refleksleriyle donanmış olarak modern yaşamın her kurumunu değiştirmeye başladılar bile. İş yerlerinden yaşadıkları ortamlara, siyasetten eğitime, toplumun en küçük birimi olan aileye kadar, var olan denetleme kültürünü, bir imkânlar kültürüne dönüştürmekteler. -
Tipik bir internet nesli üyesini tanımlayan ve onu bir önceki nesle ait ebeveynlerinden ayırt eden sekiz özellik sayabiliriz:
Özgürlüğe ve seçme özgürlüğüne değer veriyorlar.
Her şeyi kişiselleştirmek, kendilerine ait kılmak istiyorlar.
Doğal olarak işbirliğine yatkınlar, sohbeti konferansa tercih ediyorlar.
Sizi ve kurumunuzu dikkatle inceliyorlar.
Dürüstlükte ısrarcılar.
İşte ve okulda dahi eğlenmek istiyorlar.
Hız normal.
Yenilikçi düşünmekse hayatın bir parçası.
İnternet neslinin çocukları teknolojiyle beraber büyüdükleri için onu kolayca içselleştirebildiler, oysa yetişkinlerin ona ayak uydurmaları gerekiyor ki bu çok daha zor bir öğrenme biçimi. Nitekim bu çocuklar için teknoloji, içinde bulundukları ortamın bir parçası. Bu yüzden onu etraflarındaki diğer her şeyle beraber içselleştiriyorlar. Pek çoğu için, yeni teknolojileri kullanmak nefes alıp vermek kadar kolay.
Bu sekiz özelliğe biraz daha yakından bakacak olursak:
  1. Özgürlük. Araştırmalar gösteriyor ki İnternet Nesli nerede ve ne zaman çalışacağını kendisi belirlemek istiyor. Teknolojiyi kullanarak standart çalışma saatlerinden kaçınıyor, evlerini ve sosyal yaşamlarını işle harmanlıyor.
  2. Kişiselleştirme. İnternet Nesli bir şeyleri alıp kendinin kılmak için değiştiriyor. Bu nesil kişiselleştirilmiş cep telefonları, dijital televizyon platformları ve podcast'lerle büyüdü. Ne isterlerse onu, ne zaman isterlerse o zaman, nerede isterlerse orada elde edip, kişisel ihtiyaç ve arzularına göre şekillendirerek büyüdüler.
  3. İşbirliği. İnternet Nesli'nin üyeleri internette sohbet odalarında işbirliği yapıyorlar, birlikte bilgisayar oyunları oynuyorlar, e-posta kullanarak okul, iş ya da sadece eğlence için dosya paylaşıyorlar. İşe ve pazara bir işbirliği kültürü getiriyorlar. Yeni çevrimiçi iletişim araçlarını da oldukça rahat kullanıyorlar.
  4. Soruşturmacılık. İnternetteki bilgi kaynaklarının genişliğini ve bunların bir kısmının ne kadar güvenilmez olduğunu göz önünde bulundurarak diyebiliriz ki bugünün gençliği neyin gerçek neyin uydurma olduğunu ayırt edebiliyor.
  5. Dürüstlük. Bu neslin hiçbir şeyi umursamadığı fikri gerçeklerle uyuşmuyor. Internet Nesli dürüstlüğü, açıklığı, düşünceliliği, şeffaflığı ve verdiği sözleri yerine getirmeyi önemsiyor. Ayrıca bu nesil güçlü bir hoşgörüye sahip.
  6. Eğlence. İnternet Nesli, hayatını kazandığı işi yaparken keyif alması gerektiğine inanıyor, işinin ona içten içe bir tatmin duygusu vermesini bekliyor. İnternet Nesli'nin üyeleri çabuk sıkılıyorlar ve teknolojik araçlarla oynamak dikkatlerini toplayabilmelerini sağlıyor.
  7. Hız. 7 gün 24 saat, hemen cevap almayı bekliyorlar. Bilgisayar oyunları onlara anında geribildirim sağlıyor, Google sorularını milisaniyelerde cevaplıyor. Herkesin onlara aynı şekilde hızlı cevap vermesini bekliyorlar.
  8. Yenilikçilik. İnternet Nesli, ister cep telefonları konusunda olsun, ister iPod'ları, isterse oyun bilgisayarları, sürekli güncel kalmaya çalışıyor. En yeni çıkan ürünü alarak arkadaşlarını kıskandırıyor, sosyal statülerine ve kendi kafalarındaki imajlarına katkıda bulunuyorlar.
Yöneticiler için üç ipucu
İnternet Nesli işgücüne katılırken, “yetenek” ve “iş” hakkında düşünme biçimlerimizi de etkiliyorlar. İşte yöneticiler için üç ipucu:
  1. Sistemleri bu sekiz norma göre tasarlayın. İnternet Nesli'nin kültürüne yeni çalışma kültürü ve yeni kurum kültürü olarak bakın.
  2. Otorite hakkında tekrar düşünün. İyi bir lider olun ama bazı konularda İnternet Nesli'nin öğretmen, sizin de öğrenci olacağınızı kabul edin.
  3. İşe alma konusunu tekrar düşünün, hakiki ilişkiler yaratın. Sosyal ağları dürüstçe kullanın ve genç insanları şirketiniz konusunda heveslendirin.

22 Aralık 2012 Cumartesi

Bilgi Paylaşımında Artan Video Kullanımı!

Bildiğiniz gibi “Sosyal Medya” kavramı son dönemlerde en çok bahsi geçen kavramlardan biri haline gelmiştir. Bu da beraberinde “kullanıcıların ürettiği içerik” ve “müşterilerin ürettiği medya” gibi kavramları da ortaya çıkarmıştır. Bu gelişmelerden hareketle bilgi üretimi ve paylaşımında “video” kullanımı oldukça büyük bir artış göstermeye başlamıştır.
Gerçekten de son zamanlarda internet kullanıcıları, video paylaşım sitelerinden çıkmaz hale gelmiştir. Hatta haber ve bilgi portalları da bu gelişmeyi dikkate almaya başlamışlar ve neredeyse videosuz haber oluşturmamaya hedef edinmişlerdir. Okuyucuların videolu haberleri okumaya daha eğilimli olması da bunu kaçınılmaz kılmıştır.
Yapılan araştırmalar, önümüzdeki 2 yıl içerisinde günümüz video transferinin 4 kat artacağını vurgularken yine önemli bazı oranlara dikkat çekmektedir. Buna göre veri alışverişinin yaklaşık %60’lık oranının video paylaşımı olacağı ön görülmektedir.
Hiç şüphesiz tüm bu gelişmelerin gündemimize gelmesine kaynak olan bazı sebepler bulunmaktadır. Bunlardan ilki, çoklu ortam paylaşımı, diğeri ise artan internet hızlarıdır.
Öte yandan 3G’nin de bu noktadaki önemi tabii ki yadsınamazken, 4G geleceği haberi de video paylaşımlarının daha da artacağının zaten bir ön habercisi niteliği taşımaktadır.
Bireysel hayatımızda tüm bu süreçler yaşanırken iş hayatı da bu süreçten bağımsız kalmamaktadır. Kurumlar kendi “Kurumsal YouTube” larını nasıl oluşturacaklarının çalışmalarına başlamışlardır. Bunun için kurguladıkları farklı yapılar söz konusu olmaktadır;
- Bazı kurumlar kendi kurumlarına özel video sitelerinin altyapılarını kurmayı veya böyle siteleri satın almayı tercih etmektedir. Bu yapılanmayla amaçları sadece video paylaşımı olmayıp aynı zamanda, diğer sosyal medya araçlarıyla da zenginleştirerek tam bir paylaşım ortamı yaratmaktır. Böylece kullanımı da daha fazla artması da sağlanmaktadır.
- Kurumların bazıları ise video paylaşımında farklı yaklaşımda bulunmaktadır. Bu kurumlar, kullandıkları kurum içi platformlar üzerinden videoları paylaşacak yapılanmaları tercih etmektedirler.
- Kurumlarda bir başka video paylaşım yöntemi olarak içerik yönetim veya eğitim yönetim sistemleri karşımıza çıkmaktadır. Kurumlar videolarının barındırılması ve paylaşımı noktalarında kullanmakta oldukları eğitim yönetim sistemlerini tercih etmeye başlamışlardır. Bu da tedarikçiler tarafında bu konuda geliştirmeler yapılmasını zorunlu kılmıştır.
Sonuç olarak yakın gelecekte yeni sistemler ve yeteneklerinin de araştırılacağı bir gerçektir. Örneğin kurumlar Google apps gibi yapıları kullanarak Youtube’un orijinal özelliklerini kullanabilecekler, ya da mobil cihazlarda kolaylıkla çalınabilecek videolar üzerinde çalışacaklardır.

21 Aralık 2012 Cuma

Y Kuşağı ve E-öğrenme, 2010 – 2020

Y Kuşağı nedir
Y Kuşağı, 1980 – 2000 yılları arasında doğduğu kabul edilen kuşağa verilen isimdir.
Bu yeni ve yakın geleceği şekillendirecek olan kuşağa ait belirgin özellikler:
  • Türkiye’de yaşayan 71.517.100 kişinin % 25’i bu kuşağa aittir.
  • Internet ve çok kanallı televizyon ile birlikte büyüdüler.
  • Mobil ya da yüzyüze görüşme haricinde sanal görüşmeyi de tercih edebiliyorlar
  • Yokluk bilgileri yok, sabırsızlar
  • Bireysel yaklaşım ağırlıklı karar mekanizmasına sahipler
  • Kendine güven duyguları yüksek
  • Sadakat duyguları zayıf
  • Kariyer ve gelişimleri için her türlü talepte bulunmaktan çekinmiyorlar, hızla iş değiştirebiliyorlar, bunu gayet normal ve sağlıklı bir hareket olarak görüyorlar.
  • Para için çalışmak istemiyorlar, kendi işlerini yapmayı özgürleşmenin bir adımı olarak benimsiyorlar
  • İlk çalışma yıllarında yönetici pozisyonuna yükselmek istiyorlar.
  • Gelişimlerine katkıda bulunacak yöneticilerle çalışmayı tercih ediyorlar.
  • Yaratıcılıklarını ve bağımsız düşünceyi destekleyen ortamları tercih ediyorlar.
  • Emeklilik gibi yan haklar onlar için çok önemli.
  • Aile ve iş yaşantısını dengelemeyi benimsiyor ve uzaktan çalışma, yarı zamanlı tipi çalışma alternatiflerine sıcak bakıyorlar.
  • Bireysel hedeflerini şirket hedeflerinden önde tutuyorlar.
  • Danışmanlık, finans ve bilişim sektörlerinde çalışmayı tercih ediyorlar.
  • İş arama yöntemlerinin elektronik ortamlara taşınmasını benimsiyorlar.
  • İş ararken önem verdikleri faktörler sırasıyla şirketin kimliği, çok uluslu olması, sunulan kariyer ve eğitim olanakları.
  • Mezun olduktan sonra 4-6 ay arasında iş bulabileceklerini düşünüyorlar.
CISCO’nun Amerika’da ‘55 Bin Tüketici’ Üzerindeki Araştırması
Cisco İnternet İş Çözümleri Grubu tarafından ABD'de 55 bin tüketici üzerinde yürütülen araştırma, banka müşterilerinin finansal öncelikleri ve hizmet beklentileri ile video uygulamaları ve etkileşimli iletişim konusundaki tercihlerini ölçmek amacıyla gerçekleştirildi.

Araştırmada, son dönemde finansal kurumların yaşadığı sıkıntılara rağmen Y kuşağının önemli finansal kararlar alırken bankalara güvendiği sonucunu ortaya çıkardığına dikkat çekildi.
Araştırmanın öne çıkan sonuçlarına göre Y Kuşağı’nın:
  • Yüzde 50’sinden fazlası bir web kamerasına sahip.
  • Yüzde 20’si YouTube’u günde birkaç kere ziyaret ediyor.
  • Yüzde 97’si mobil telefon kullanıyor.
  • Yaklaşık yüzde 40’ı bir finansal danışmanla video aracılığıyla görüşmeye sıcak bakıyor.
  • Bir veya iki önceki neslin mensuplarına kıyasla finansal konularda blog ya da forumlarda dört kat daha fazla görüş belirtiyor.
  • Yüzde 40’ı web tabanlı kişisel finansal yönetim (PFM) araçları kullanıyor.
  • Yüzde 33’ten fazlası, bankaları profesyonel danışmanlık hizmetleri konusunda öncelikli kanalları olarak görüyor
  • Yüzde 85’i mevcut finansal servis sağlayıcılarından orta ve yüksek derecede memnun.
  • Üçte birinden fazlası finansal konularda desteğe ihtiyaç duyuyor.
  • Bir veya iki önceki neslin mensuplarına kıyasla finansal konularda arkadaş ve aile tavsiyelerine üç kat daha fazla değer veriyor.
Türkiye’de Y Kuşağı
Türkiye’de bu kuşağın temsilcilerinin sayısı diğer ülkelere göre çok daha yüksek.
  • Genç nüfusu fazla olan Türkiye’de, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, 20-24 yaş arasında ortalama 7 milyon kişi var.
  • Bunların yaklaşık 2 milyon 300 bini ise çalışıyor.
  • Üniversite öğrencileri çıkarıldığında ise 3 milyonu aşan bir işgücü potansiyeli var.
  • Bu potansiyel içinde 650 bin kişi ise iş aradığı halde bulamıyor ve işsiz kategorisinde yer alıyor.
Y Kuşağı ve E-öğrenme 2010
Elektronik eğitim, elektronik yaşam koşullarına en uyumlu olarak büyümüş ve şu an Y Kuşağı olarak adlandırdığımız kuşakta olanlar için hepimizden çok daha ‘geçerli’ gözüküyor. Gerek mobil telefonları üzerinden iletişimdeki gerekse internet tabanlı sosyal ağların kullanımındaki yetkinlikleri gözönüne alındığında, Y Kuşağı digital evrenin hakkını gerçekten veriyor.
Bilgiyi mekan ve zamandan bağımsız olarak elde edebilmeyi oldukça önemsiyor ve paylaşım konusunda tüm teknolojiyi kullanarak oldukça elleri açık davranıyorlar.
Değinmiş olduğumuz diğer özellikleri de gözönüne alındığında, Y Kuşağı için elektronik eğitim platformları; kullanışlı, bağımsızlık duygusu hissettiren, iletişimde süreklilik ile uzmanlara ve arkadaşlara anında soru sorup cevap alabilme fırsatı tanıyan platformlar olarak gözükmektedir.
Wireless internet bağlantı noktalarının artışı, dizüstü bilgisayar kullanımının yaygınlaşması, mobil telefonlar ile internet kampanyaları, neredeyse her evde bir kişisel bilgisayarın varlığı, ipod’lar, e-book reader’lar, kindle, tablet pc.. gibi potansiyel aracıların yaygınlaşması elektronik eğitimin yolunu açmaya devam etmektedir.
Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı devlet ve özel okullarımızda öğrencilerin ilköğretim çağından itibaren kullanımına sunulan “bilgisayar destekli eğitim materyalleri”, bazı ödevlerin elektronik ortamda yapılabilmesi, simulasyonlarla desteklenen eğitim içeriklerinin hem derslerde hem de okul dışında kullanıma başlanması, yeni kuşağın ilköğretimden itibaren elektronik ortamdaki öğrenim süreçlerine alışkın olmasını sağlıyor. Bu kuşak alışık olduğu, nimetlerinden fazlasıyla faydalanabildiği elektronik eğitim süreçlerini daha sonra iş hayatında da kullanmaya sıcak bakıyor, bunu zaman ve mekandan bağımsızlık, tekrar edilebilirlik, simulasyonlarla zenginleştirildiği için kolay anlaşılırlık açılarından daha tercih edilir bulmaktadır.
Lineer senaryolarla sonuca götüren ve doğruları en baştan vererek alternatif bir yol tanımayan herhangi bir yapıyı hayatın hiçbir noktasında görmek istemeyen yeni kuşak, kendisine sunulacak eğitim nesneleri ve ortamlarında da bunu istememektedir. Eğitim ortamları ve nesneleri bu yeni kuşak için, içerisinde birden çok alternatif yol tanıyan ve her yol içerisinde alınabilecek bireysel kararların sonuçlarını canlı olarak görebilecekleri, görülen sonuçlara dair analizleri rahatlıkla yapıp yeni bir karar alma ve yeni bir yol öğrenecekleri, sonuçlara bağlı olarak mantıksal geri dönütleri görüp bilinçli şekilde kendilerinin yönlendirebileceği yollarla oluşturabilecekleri platformları tercih ediyorlar.
Bir diğer önemli konu ise, internet bazlı sosyal medyanın bu yeni kuşağın hayatındaki yeridir. Bir bilginin paylaşımı konusunda facebook, twitter tipi noktaların önemini unutmamak gerekliliği. Bilgi ve tecrübeyi bir sosyal platformda aynı anda paylaşabilmek, bu yeni tecrübeye dair fikrini önemsedikleri grubun geridönüşlerini hızlıca alabilmek Y kuşağı için önem arzetmektedir. Sosyal medya, hayatlarında oluşagelen yeni tecrübelere dair en objektif yorumları alabildikleri, tüm yalınlığıyla akranlarının aynı tecrübeye ya da bilgiye dair düşündüklerini görüp buna göre bilgiyi koruma ya da görmezden gelme yolunu seçtikleri alanı ifade ediyor aslında. Bu açıdan bakıldığında sosyal medya, 2010 yılında Y kuşağı için eğitim faaliyetlerinin de henüz yeterince varlığı kabul edilmemiş ama ağırlığı hissedilen tarafını oluşturmaktadır.
Y Kuşağı ve E-öğrenme 2020
Önümüzdeki 10 yıl içinde okullarımız nasıl değişecek? Dersler nasıl işlenecek? Öğretmenler ve öğrenciler yeni teknolojilere hazır mı? Teknolojik cihazlar, kitap ve defterin yerini alacak mı? İşyerlerinde eğitimler nasıl yürütülecek? Eğitim içerikleri de metodolojiler kadar değişecek mi?
Dijital platformların eğitsel platformlarından çok daha fazla yer alacağı kesin. Internet bağlantı alternatifleri daha da çoğalacak, bağlantı hızı bugünle kıyaslandığında oldukça yüksek olacak, cep telefonu, ipod, iphone, kindle, e-book reader, netbook, notebook ve pc ile internete bağlı olmanın haricinde evlerde kullanılan buzdolabı, pc-tv, alarm sistemleri, giysilere uygulanabilen alıcı-verici çip sistemleri vb. hayatın uzaktan erişilebilirliğini fazlalaştıracak gözükmektedir.
On-on beş yıldır dijital platformlarda eğitim alan, oyun oynayan, sosyal medyada bilgi paylaşan Y kuşağı, 2020 yılında hayatın geneline entegre olmuş bir elektronik yaşama çoktan kavuşmuş olacaktır.
Bu dönemde gerek bilginin aktarım tipinin değişimi, gerekse alınan bilginin uygulanma biçiminin değişimi söz konusu olacaktır. Bilgiyi elektronik olarak aktarıyor olmak, e-öğrenmenin eğitsel amaca ulaşmadaki başarısında yeterli olmayacak, elektronik bilgi aktarımındaki içerik ve yöntem zenginlikleri daha ön plana çıkıyor olacaktır.
Bir dönem genç kuşak içerisinde oynanmış olan; FRP-Fantasy Role Playing (Fantastik Kurgu) oyunlarının yapısına benzer eğitimsel senaryoların, Y kuşağına hitaben, “ilköğretimdeki eğitsel materyallerde”, “sertifikasyon programlarında” ve “iş yaşamındaki eğitimlerde” kullanımı gereklilik halini alacak gibi gözükmektedir. Rollerle özdeşleştirme kavramı; bir nick’e (takma ad), bir e-posta adresine, en azından bir ‘anında mesajlaşma’ hesabına sahip ve bunları gerçek hayatıyla entegre olarak kullanan bir nesil için bir önceki kuşaklarda olduğu gibi “gerçeğin sanallaştırılması” olarak değil, “gerçekliğin yansıması” olarak algılanmakta olacaktır.
Kurumlar, kendilerine özgü iç eğitimleri e-öğrenme platformuna artık sadece birkaç animasyondan oluşan “oryantasyon eğitim içerikleri” olarak taşımakla kalmayacak, kurumdaki tüm rollerin canlandırıldığı ve şirketin simule edildiği bir platformda yeni personellerini ve/veya eğitime alınan personellerini bu ortamda canlı senaryolarla eğitip sınayabileceklerdir.
Kurum simülasyonları, gerektirdiği altyapı nedeniyle tıpkı oyun motoru yazılımı gibi “kurum simülasyon motoru” yazılımı piyasasını geliştirecek ve kurum yapısının analizinde de danışmanlar yer alacaklardır. Kurumun doğru simülasyonu, aynı zamanda yaratıcılığın yeni senaryolarla ortaya çıkmasına, sorunlara alternatif çözüm sunabilecek personele yol açmak için yalnızca tek bir doğruya yönlendirmeyen onlara alternatif de sunan eğitsel senaryoların oluşturulması gerekliliğini doğuracaktır.
Günümüzde oyun teknolojileri için verilen emek, geliştirilen teknolojik altyapı, donanım ve yazılımsal gelişimlerin tamamı bu yeni çağda, e-öğrenme için ve bağlı tüm dijital platformlar için gösteriliyor olacaktır. Zaman ve mekandan bağımsızlığı da ekleyince, kurum simulasyonunda “anında reaksiyon” tepkimelerinin ölçülmesi de mümkün olacak, “problem karşısında verilen anlık tepkilerin ölçümü”, “beklenmeyen sorunlar karşısında personel, yönetici, üst düzey yönetici tepkimelerinin ölçümü”, “takım oyunlarının çeşitli zamanlarda oynanabilmesi”, “en üst düzeyde alta yönelik anlık problem senaryolarının yaratılması ve çözüm yetkinliklerinin ölçülerek kuruma artı değer kazandırılabilmesi” de mümkün olabilecektir.
Tüm bunlar artık Y kuşağının bağlantıda bulunduğu dijital platformların kendini geliştirmesi, alternatiflerinin çoğalması ve hızlarının yükselmesi ile başlayacak ve bahsettiğimiz tüm gelişmeler ve yenilikler bu yeni hız ve alternatiflerle yerini suyun akışında bulacaktır.
Y Kuşağı ve e-öğrenme konusu bizi heyecanlandırmakta ve bu kuşağa sunabileceklerimiz konusunda çalışmalarımıza devam etmekteyiz.
Barış SİNÇ
Kaynaklar
İş dünyasında yeni nesil: Y Kuşağı, Şalom Gazetesi - Eva ÇİTON
Milenyum Kuşağı Neleri Değiştirecek, Capital - Fadime BAZZAL
TÜİK (Türkiye İstatistik Kurumu)
Bankaların yeni hedefi : Y Kuşağı, Habertürk Ekonomi
Eğitim İçin Teknolojik Cihazlar Eğitimde Yenilikler 3 - Süleyman Sönmez

18 Aralık 2012 Salı

Web 3.0 ve Semantik Dünya’da e-Öğrenme!

Web 3.0 versiyonu ne demek? Bu bizler için ne anlam ifade ediyor? Doğrusu eğitim ve gelişim sektörü profesyonelleri veya bu sektöre ilgi duyanlar olarak bu sorulara verilecek cevaplar hepimiz için son derece önemli. Hepimiz bu soruların cevaplarını, eğitim ve gelişim dünyasında üstlenecekleri rolleri merak ediyoruz. Öyle değil mi?
Aslında web 3.0, web’in en “zeki” hali olarak tanımlanabilir. Elbette şimdilik! Web 3.0; “kim(ler)’in, neyi, ne amaçla, ne sıklıkla ve nasıl bir çeşitlilikle kullandığını takip ediyor, anlıyor. Web 3.0, ilgi alanlarımızı ve seçimlerimizi önemsiyor ve anlamlandırmaya çalışıyor. Bu sayede, bir sonraki adımda bize özgü bilgilerin, içeriklerin oluşturulmasını ve sunulmasını sağlayacak platformun temelleri atılıyor.
Gerçek hayatı doğru algılamak amacıyla, kişisel seçimlerin ve internette yapılan tüm işlemlerin sıkı takibine dayanan bir altyapı oluşturuluyor. Oluşturulan bu altyapı, kişisel internet verilerinden oluşan bilgilerin analizi ve analiz sonuçlarına göre kişiye özel bilgilerin, sayfaların ve geri dönüşlerin oluşturulmasını sağlıyor. Arka plandaki algoritmik yapı ve altyapı biraz karmaşık görünmekle birlikte, ortaya çıkan sonuçlar gerçekten olağanüstü.
Web 3.0’da, insan-internet etkileşiminin iyi izlenmesinden, kişilerin izlediği videoların takibinden, kişilerin satın aldığı giysilerin ve incelenen arabaların takibinden bahsediyoruz. Kişilerin internette yazdıkları, aradıkları kelimeler, hava durumu takipleri vb. daha onlarca bilginin takibi de yine Web 3.0 için önemli diğer veriler. Web 3.0 temel olarak bu verilerin analiz edilmesi ve ardından kullanıcıya özel akıllı sonuçlar getiren yapıların kurulması ile ilgili.
Her şey oldukça gerçekçi ve mantıklı gözüküyor. Elbette teknik alt yapı son derece karmaşık. Peki tüm bu akıllı sistemlerin üzerine avatar giydirip seçeneklerinizi yaşamanıza imkan veren 3 boyutlu platformlarla tanışmak fikrine ne dersiniz? Aslında oyun dünyasında son dönemde bu çalışmalar yapılıyor. Ama bu yöntem, henüz eğitim ve gelişim dünyasında kullanılmıyor. Peki bu yöntem eğitim ve gelişim dünyasında kullanılıyor olsa neler görürüz?
- Kişisel seçimlerimizin, ihtiyaçlarımızın, geçmiş deneyimlerimizin ve tarzımızın farklılıklarının ele alınarak, bize özgü eğitim ve gelişim çözümleri sunulacaktır.
- Tercihlerimize uygun ve tamamıyla bize özel platformda, ara yüz ve ortamlarda eğitimleri almamız mümkün olacaktır.
- Bize en uygun ortamda sunulan en doğru içerikler ile kişisel başarımız artacaktır.
- Bize özel sunulan her detay, eğitim ve gelişim aktivitesinden çok daha fazla keyif almamızı sağlayacaktır.
İşte Web 3.0 ve semantik e-öğrenme dünyası bunları ve çok daha fazlasını sunacak, eğitimi, gelişimi ve e-öğrenmeyi farklı bir boyuta taşıyacaktır.

13 Aralık 2012 Perşembe

Kurumsal Eğitim Yönetim Sistemi:

“Büyük Resim”
Acaba Thomas Edison dünyanın ilk eğitim yönetim sistemini öngörmüş müydü? Ya da eğitimciler eğitimlerin izlenmesi için ne kazar uzun zaman uğraştılar? Hangi özellik daha kritik hale geldi? Ve son olarak günümüzde kurumsal LMS’ler nasıl görünmeye başladılar?
Aslında bu ve bunun gibi sorular Brandon Hall’un uzman analistlerinden Gary Woodill’in son raporunda cevaplanmış.
“Kurumsal Eğitim Yönetim Sitemleri”
Büyük resim aslında konuyla ilgili hikayeyi, gelişimi ve kurumsal eğitim yönetim sistemlerinin geleceğini keşfediyor. Gary Woodill bu rapor ile aşağıdaki başlıkları tartışıyor:
Yıllar içinde eğitim yönetim sistemleri nasıl geliştirildi?
LMS işlevlerini nasıl olgunlaştırdı?
Eğitim yönetim sistemi için birlikte işlerlik standartları
Tedarikçilerin demografik özellikleri (büyüklükleri ve lokasyonları)
Kurumsal eğitim yönetim sisteminin fiyatlandırılması
Core eğitim yönetim sisteminin fonksiyonelitesi
Kurumsal eğitim yönetim sistemi implementasyonuna bağlı konular
Yukarıdaki konulara kaynak olan data, 117 farklı eğitim yönetim sistemi üzerinde çalışılarak elde edilmiştir.
Bu çalışmada varılan sonuçlardan ilki, Eğitim Yönetim Sistemlerinin gelişme aşamasında olmadığıdır. Söz konusu sistemlerin büyük değişiklikler yerine küçük ilerlemeler gösteren sistemler olduğu da varılan bir diğer sonuçtur.
Önemli saptamalardan bir diğeri ise eğitim yönetim sistemi piyasasına oyuncuların 1998 ve 2004 tarihleri arasında katılmış olduğudur. Bu sistemlere son dönemlerde yetenek yönetimi ve sosyal medyayla entegre yapılanma gibi büyük özellikler eklenmesine rağmen, bu zamana kadar öğretim yönetim sistemlerinin bilinen yanlarının temel özelliklerinin olduğu görülmüştür. Gelişmiş bir teknolojiden beklendiği gibi, sistemleri birbirinden ayıran temel özelliklerin işe yararlık, esnekliği, sezgiselliği ve uygulamalarıdır. Bu açılardan bakıldığında bile, az kredibilitesi olan eğitim yönetim sistemi firmalarının bile çoğunun aynı baz uygulamaları sunduğu görülmektedir. Dolayısıyla sistemlerde inovasyon adım adım ilerleyen bir süreç halindedir.
Bu zamana kadar çoğu eğitim yönetim sisteminin aynı standartları uyguladığı görülmektedir.
Bu araştırma raporu, eğitim yönetim sistemi tedarikçilerini iki kategori altında toplamıştır: Küçük ve orta ölçekli şirketlere çözümler sunan çok sayıda küçük tedarikçiler, uluslararası ve Fortune 1000 firmalarına çözüm sunan az sayıda büyük tedarikçiler.

Eğitim Yönetim Sistemi sunan firmalarının çoğunun Amerika’da olduğu görülmektedir. Bu nedenle Amerikan firmalarının Eğitim Yönetim Sistemi piyasasının % 85’ine sahip olması şaşırtıcı değildir. Kanadalılar piyasada ikinci sıradayken, Hindistan’daki firmalar üçüncü sırayı almaktadırlar. Ancak buradaki firmaların Amerika’daki satışlara odaklı olduğu da bilinmektedir. Söz konusu piyasa araştırmasına göre ise, çoğu farklı firmanın çeşitli eğitim yönetim sistemi tedarikçisinden hizmet aldığı görülmektedir.

Eğitim Yönetim Sistemlerinin fiyatlamalarının geniş bir yelpazeye yayıldığı görülmektedir. Dolayısıyla birkaç bin dolardan, milyarlara kadar eğitim yönetim sistemi tedarik edilebilmektedir.
Eğitim Yönetim Sistemlerinin başka bazı uygulamalara kıyasla daha pahalı bir yazılım olarak görüldüğü bilinmektedir. Böylece bütçe kısıtları nedeniyle, eğitim yönetim sistemi maliyetleri bazı firmalar için fazla gelmektedir.

Kullanılırlık açısından, deneyimime göre eğitim yönetim sistemi geliştiren firmaların her yıl yeni uygulamalar eklediği görülmektedir. Söz konusu sistemler, kullanıcıların gelişmelerini ve puanlarını takip eden basit bir programdan çok, özellik seçenekleri olan kompleks ve komplike sistemler haline dönüşmeye başlamışlardır.
Son olarak Eğitim Yönetim Sistemi piyasasındaki araştırmalar, sistemlere uygulama eklenmesinin çok daha hızlandığını göstermektedir. Geçmişte bir sene ya da daha uzun süren uygulamalar şimdi rahatça iki ya da üç ayda tamamlanabilmektedir.

7 Aralık 2012 Cuma

Semantik web ve uzaktan eğitime etkileri




Özet
Web teknolojilerindeki gelişmelere göre, veri paylaşımı çok kolaylaşsa da, aynı zamanda çok karmaşıklaştı. İnternet üzerinden yapılan araştırmalarda, arama motorları kullanılmaktadır ve bu arama motorları aynı zamanda aramalarla ilgili olmayan içeriği de göstermektedir. Bunun nedeni aranan verinin sadece arayan kişi tarafından bilinmesi ve arama motorları tarafından yorumlanamamasıdır. Bütün bu problemleri çözmek için, yeni teknoloji kullanılarak semantik web yapısı oluşturuldu. Bu çalışmanın amacı, uzaktan eğitim platformunda semantik web’in ne tarz kullanım alanının olduğuna karar vermek ve onun ontolojik ve mimari yapısını oluşturmaktır. Buna ek olarak, URI ve UNICODE, XML ve RDF formları uzaktan eğitim platformundaki kullanım stillerine karar verilecektir. Sonuç olarak, eğitim alanlarının semantik web tabanlı özelliklerine karar verildi.
1.Giriş
Web platformu (Ateş, 2008) HTML dilini kullanan bilgisayar programcısı Tim Berners–Lee tarafından ortaya çıktı ve insanların ihtiyaçlarını karşılamak için zaman içinde ilerleme kaydetti. Bu gelişmeler gözden geçirildiğinde; web sayfalarındaki ilk teknolojinin statik web sayfaları olduğu görülmüştür. Bütün bu gelişmeler, radyo, televizyon ve bilgisayarın yeni bir boyut olduğu internet tabanlı uzaktan eğitim araçları konsepti içinde gözden geçirildi.
Uzaktan eğitim, iletişim teknolojilerini kullanarak zamandan ve mekândan bağımsız eğitim alanları sağlayan bir yöntemdir. (Bulun ve diğerleri, 2004) Bu sayede; zaman ya da çalışma saatlerine bağlı olarak kişisel gelişim ya da eğitim imkânı yetersiz olan kişilere eğitim verilebilecek. Web teknolojilerinde, sunucu ve işlemci arasındaki iletişim sadece tek bir yönlü olarak yapılır ve bu yüzden HTML dili kullanılmıştır. Bu teknolojide, tek yönlü iletişim bazı noktalarda istenen sonuçların anlaşılmamasına sebep olmuş, böylece yeni teknolojinin önemi göz önünde bulundurulmuştur ve Dinamik Web Teknolojisi ortaya çıkarılmıştır. Dinamik Web Teknolojisi İletişimi iki yolla yapılır. Bu teknoloji sayesinde, sunucu işlemcinin taleplerine cevap verir. Yanıt noktasında, eğer işlemcinin talepleri statik web sayfalarındaysa, sunucu sayfaları içeren veriyi direk olarak işlemciye yollar. Eğer iletişimin amacı olan veri dinamik web sayfalarındaysa, sunucu dinamik sayfalarla kapsamı içinde çalışır ve onları HTML kodlara çevirerek işlemciye yollar.
Bu teknoloji sayesinde, işlemcinin talepleri için amaçlanan yanıtlara göre açılmış sayfalar dinamik olur. Aynı zamanda bu teknolojinin diğer avantajları, veriyi sunucunun bilgisayarında tutması sayesinde bütün yetkili kişiler veriye ulaşabilir ve rahatlıkla iletişim sağlayabilirler. Web teknolojilerindeki gelişmeler arttı ve statik web sayfaları Web 1.0 olarak, dinamik web sayfaları Web 2.0 olarak (Kardemirci, 2008) olarak adlandırıldı. Web 2.0 (bloklar, wikiler, facebook, gibi…) göz önünde bulundurulduğunda çok sayıda yenilikler web teknoloji kullanıcılarının sayısını ve standart bilgisayar bilgisine sahip kişiler Web 2.0’den avantaj sağlayarak bilgi ve veri paylaşımını her geçen gün arttırdı. Web 2.0 teknolojisi sayesinde kullanıcı sayısındaki artış ve veri paylaşımı Web alanında karışıklığa neden oldu. Buna rağmen arama motorları (yahoo, google, bing, gibi…) bu karışıklıktan kaçınmak ve filtrelemenin yeterince yapılmadığı bu muazzam web kütüphanesini filtrelemek için geliştirildi. Genellikle, sonuçları aramayla ilgili olmayan iyi bir anlaşma görüntülenebilir. Arama sadece metinsel niteliğe sahiptir ve yetersiz mantıksal arama süreci vardır. Bu nedenle, web’de anlamlı bilgileri almak için yeni teknoloji gerekmektedir. Bu yeni teknolojinin adı ‘Semantik Web’dir.
2. Semantik Web ve Mimarisi
Çoğu bilgi birikimleri istenen bilgiye ulaşmayı zorlaştırır. Buna ek olarak, her geçen gün hızla artan bilgi birikimleri, web’de insanların gözden kaybolması dikkate alındı ve Web 2.0’nin yetersiz kısımlarının geliştirilmesi amaçlandı. Bu problemi çözmek için, semantik web teknolojisi ortaya çıkarıldı. (Kardaş, 2008)
Bu teknolojinin gelişimi, W3C (World Wide Web Consortium- Dünya Çapında Ağ Birliği) tarafından organize ediliyor. W3C, Tim Berners-Lee’nin 1994’te başkanı olduğu web teknolojileri standartlarına karar veren uluslararası bir kuruluştur. Semantik Web’in bu genel mimarisine W3C tarafından karar verilmiştir. (Gençoğlu, 2007)
Bu mimari yapının temelleri, URI ve Unicode’u oluştururlar. Bu tabakalar, uluslararası karakter kümesinin kullanım şekline karar verir ve web kaynaklarının ayrı ayrı kimlik tespitini yaparlar (Özacar, 2004). Bu mimari yapıda, XML (Evrensel Veri Taşıma Dili) ve katmanlarla karşılaşılır. XML, zengin web dokümanlarına form verilerek kullanılır. İsim uzayları olarak, farklı kelimelerin doğru olarak kullanımına izin verir. XML ve isim uzayları tabakalarında RDF (Kaynak Tanımla Çerçevesi) tabakası bulunur. Bu tabaka, web kaynaklarına hızlı ulaşmada ve bağlantı ile formlarda özne ve fiil arasındaki bağlantıda kullanılır. Bu tabakanın üstünde, RDF şeması bulunur. Bu tabaka, işleri RDF kaynaklarında anlamlı yapan bir çerçevedir. Bu kelimeler öznelerini ve özelliklerini tanımlamak için gereklidirler.
Ontoloji tabakası, karmaşık semantik tasviri için mükemmel bir uyuma izin verir ve gelişmiş RDF şeması tarafından düzenlenmiştir. Aksi halde diğer tabakalara göre, yüksek dereceli semantik web için, onlar diyalektik, kanıt ve güvenlik katmanlarıdır (Öztürk, 2004). Semantik web mimarisi yukarıda belirttiğimiz uzaktan eğitimin temel yapılarına göre tasarlanmıştır.
3. Semantik Web’in ve Eğitimsel Sayfaların Özellikleri
Semantik Web’le gösterilen bilgiler, bazı popüler yapay zeka uygulamalarını göz önünde bulunduran kavram tarafından yapılmıştır. Semantik web farklı bilgi gösterimlerini ayırt edebilir. Bu detay iki önemli konuda yer alır. Bunlar, ontoloji ve mantıksal formlardır. Ontoloji olayları tanımlamada, bağlantılarının devamlılığında, olayları planlamada ve tanımları netleştirmede kullanılır (Öztürk, 2004). Düzenleme, ontoloji makineleri tarafından çevrilir. Bu işlem, ontolojilerin makinelerle hesaplamasıyla ve sonuçları almasıyla yapılır.
3.1. Eğitimsel Formda Yer Alacak Semantik Web Sayfalarının Genel Özellikleri
Eğitimsel içerik, bu yollarla düşünülmeli ve düzenlenmelidir. Öğrencilerin ilgi alanları hakkında giriş bilgisi vermelidir, bu alanlarda onların bilgilerini geliştirmeli ve onlara problem çözme yetisi kazandırmalıdır (Devedzic, 2006). Tasarımcı tarafından yapılmış olması gereken bu gereklilikler; çoklu ortam nesneleri, örnekler, soru benzetmeleri gibi eğitimsel içeriklerle zenginleştirilmiş olmalıdır. Pedagojik derslerle uyumlu testler ve derslerle ve ünitelerle uyumlu ders içeriği şekillenmelidir.
Bütün bunlardan sonra, eğitimsel semantik web ontolojisi bulunmalıdır. Bu ontolojinin görevi, hiyerarşi ve kavram teknik terimlerinin arasındaki bağlantıyı tanımlayan ünitelerden oluşturulmaktır. Meydana getirilecek bu yapı, eğitimsel içeriğin paylaşımını, tekrar kullanabilmeyi ve farklı eğitimsel alanlarda kullanımı destekleyecektir. Bu pedagojik faktörler yeri belirlememize, aramamıza, seçim yapmamıza, düzeltmemize ve bütünleme yapmamıza yardım eder. Diğer bir deyişle, farklı eğitimsel servislerden eğitimsel içeriği elde etmemize yardım eder.
Öğrenciler genellikle eğitime bireysel katılırlar. Bu durum, bireysel eğitim hedefleri, stilleri ve tercihlerinin dikkate alınması gerektiğini gösterir. Bu nedenle semantik web, öğrencilere adaptasyon sağlayan ve öğrencinin kişisel karakterine uyabilen uygulamalar sunar (Devedzic, 2006).
3.1.1. Öğrenci Karakterleri
● Öğrenciler farklı yaşa, kişiliğe ve mesleki gruba dâhil olabileceği gibi farklı karakterlere de sahip olabilir. Maksimum verimlilik sağlamak için bu farklılıkları dikkate alınmalıdır. (Devedic, 2006)
3.1.2. Öğretmenin Karakteri
● Öğretmenler, amacına uygun bir şekilde eğitim materyallerini seçmeli ve bunları birleştirmelidir. Ontoloji alanı öğretmenlere farklı kaynaklardan elde edilen eğitim materyallerini açıklama, filtreleme ve yapılandırma ile ilgili olarak yardım etmelidir.
● Öğretmen ilerlemeyi, öğrencinin problem çözme kapasitesini ve öğrenme derecesini değerlendirdiği için, öğretmen tarafından kullanılan semantik web etkileşimi esnek bir yapıya sahip olmalıdır. Böylece, öğrencinin ilerlemesini kontrol edebilirler (Devedzic, 2006).
3.1.3. Tasarımcının Karakteri
Yazılım, üç ana birleşene sahiptir: Eğitimsel içerik, öğretme metodu ve adaptasyon.
Yazar iki aktiviteyi gerçekleştirir:
1) Yazarlıkla ilişkili alan: Terminolojiye, alan kavramına ve ilişkilendirmeye karar verir ve sınıflandırma yapar.
2) Kaynağı göz önünde bulundurarak aktiviteleri düzenler (Devedzic, 2006).
3.1.4. Sistem Yöneticisinin Görevi
Gelişmeleri yapan kişi, öğretmenlerin ve yazarların bilgisayar uzmanı olmadıklarını göz önüne almalıdır. Bu gerçeklik, web sayfalarında verimlilik sağlamalıdır, diğer bir deyişle sayfaları kullanılır yapmalıdır. Sayfa, kullanıcının kolayca uygulayabileceği şekilde dizayn edilmelidir. Farklı alanlarla kolaylıkla düzenlenmelidir. Bunu yapmanın en kolay yolu, uzman ontolojiyi tasarlar ve farklı alanlardaki eğitimsel araçlarla birleştirir.
Farklı sistem geliştirici pedagojik ve eğitimsel araçlar birbirleriyle uyumlu olmalıdır. Sonuç olarak, web sayfaları farklı teknolojilere izin veren yapıya sahip bir şekilde tasarlanmalıdır (Devedzic, 2006).
3.2. Eğitimsel İçerik
Eğitimsel içerik ve eğitim için yönetici üniteler açıkça tanımlanmalıdır. Eğitim materyalleri farklı formlara uyarlanabilmeli ve farklı eğitimsel amaçlar için ayrıştırılabilmelidir.
3.3. Öğrenme Modelinin Yapısı
Eğitim materyalleri teknolojinin desteklediği eğitim kaynakları olarak görülebilir. Öğrenme materyalleri derslerden alınan ve öğrenme aktiviteleri kısımlarından oluşur. Bunlar her alanda olabilir. Tek kısıt, bir kişinin öğrenme kapasitesini dikkate almak yerine, genel olarak öğrenme kapasitesi dikkate alınmalıdır. Örneğin, elektronik ortamdaki yazılar, mültimedyalar, animasyonlar, video klipler, simülasyon sunumlar, eğitimsel oyunlar, web siteleri, dijital filmler, java uygulamaları ve online dersler gibi… Bu uygulamaların çoğu yeniden kullanılabilirdir ve farklı uygulamaları kullanmak için bir avantajdır.
4. Eğitimsel Modelleme Dili
Modeller pedagojik açıdan modeli desteklemelidir ve desteklenmiş semantik web ve aşağıdaki gerekliliklerce yapılmalıdır. (Koper and Manderveld, 2004)
Düzenleme: Öğrenme nesneleri açıkça açıklamaya izin verir. Otomatik operasyonlar için bu önemlidir.
Net Yazarlık: Büyük nesneler, küçük nesnelere bölerek yazılmalıdır.
Bütünlük: Öğrenme nesneleri arasındaki bağlantıları organize ederek büyük öğrenme nesneleri yapmaya izin verir.
Yeniden Kullanılabilirlik: Karmaşık öğrenme ünitelerini belirleyerek uygulamaları tekrarlamaya izin verir.
Desteklenebilirlik: Öğrenme nesneleri iyi yorumlanmış ve teknolojik değişiklileri karşılamak için belirlenmiş olmalıdır.
Uygunluk: Belirlenmiş tanımlar ve standartlar uygun olmalıdır.
Hayat Döngüsü: Üretme, değiştirme, depolama ve dağıtım kolay olmalıdır. Bununla birlikte, her tasarlanmış eğitim modeli aşağıdaki gerekliliklere ihtiyaç duyar (Devedzic, 2006).
● Farklı modellere ve teorilere adaptasyon kolay olmalıdır.
● Eğitimsel öğrenme nesneleri bir araya gelmeli, karmaşık ve yeni farklı bir nesneyi tanımlamalıdır.
● Farklı eğitimi açıkça gösterebilmelidir.
5. Pedagojik Faktörler
Eğitimsel Semantik Web üç ana nesneye sahiptir.
● Verimli bilgi depolamayı ve sisteme erişmeyi sağlamalıdır.
● İnsanlara insani faktörler dışındaki bilgi birikimini arttırmayı önermelidir.
● İnternet desteği sayesinde dahili ve harici iletişim olanaklarıyla bütün dünyada bağlantı sağlamalıdır.
6. Eğitimsel Ontoloji
Eğitimsel ontolojiler semantik web sistemlerinin çerçevesidir. Öğrenciler, öğretmenler ve yazarlar için zorunludur. Öğrenci dokümanlarını filtreleme, birleştirme ve bütünleştirme bu ontoloji sayesinde yapılır (Vladan Devedzic, 2006).
Eğitimsel Ontolojinin Kategorileri
a) Alan Ontolojisi:Semantik web ve eğitimsel tasarım ontolojisi, bu ontoloji olmadan devam edemez. Etki alanı ontolojileri sadece semantik web ve eğitim gerektirmez, aynı zamanda bütün semantik uygulamaları gerektirir.
b) Görev Ontolojisi: Herhangi bir uygulama alanındaki bütün eğitimlerden oluşur. Görev ontolojisi alan ontolojisini destekler ve web uygulamalarının problemi çözmesini temin eder. Bu, ontoloji problemlerini, senaryoları, soruları ve cevapları sağlar.
c) Öğretme Stratejisi Ontolojisi: Bu ontoloji yazara deneyim sağlar. Pedagojik olaylar ve davranışlar öğreterek yazara öğretme deneyimleri sağlar.
d) Öğrenci Modeli Ontolojisi: Semantik web eğitim sistemini tasarlayan tasarımcılar, öğrenme ontolojisi konseptini kullanarak öğrenci modelini kurarlar. Bu ontoloji ve göz önünde bulundurulan öğrenci modeli sistem tutarlılığı için şarttır.
e) Etkileşim Ontolojisi: Bu ontolojinin amacı, semantik web eğitim sisteminin adaptif davranışını tanımlar. Bu ontoloji modelleri farklı öğrenciler için dönüştürmeyi önerir.
f) İletişim Ontolojisi:Farklı semantik sistemler pedagojik faktörler ve eğitim sunucularıyla iletişim içinde olmalıdır.Kullanılan bütün içerikleri ve kelimeleri ontoloji tarafından tasarlanmalıdır.
7. Sonuç ve Tartışma
Bu çalışma, uzaktan eğitim alanının internet tabanlı ve yeni gereksinimleri ortaya koyduğunu gösterir. Belirtildiği gibi, önemli olan, uzaktan eğitim alanında artan kullanıcı sayısı, içeriği ve davranışı semantik web’le anlamlı olmuştur. Semantik web uygulamalarının web 3.0 ile daha verimli ve etkili olacağı düşünülmüştür. Öztürk’ün 2004’teki çalışmasında olduğu gibi, web uygulamalarındaki yapıyı temsil eden ontolojik yapı çok önemlidir. Buna ek olarak, mimari yapının temelini meydana getiren URI ve Unicode uygulamalarının ana elementler olduğu hatırlanmalıdır. Yine, Öztürk’ün 2004’teki çalışmalarında görüldüğü gibi semantik eğitimsel uygulamalarda yapay zekâ göz önüne alınarak kullanım konseptleri yapılmıştır ve eğitim alanında semantik web’in düzenlemeleri görülmektedir. Onun çalışmalarında (2006) Devedzec semantik konseptlerin ve eğitim çevrelerini bütünleştirir ve aynı zamanda öğrencinin, öğretmenin, tasarımcının ve sistem geliştiricisinin görevlerine ve özelliklerine karar verir. Koper ve Mandervel’e göre(2004 ), biçimlendirme, yoğunlaşma, bütünlük, tekrar kullanılabilirlik, desteklenebilirlik, kolaylık ve yaşam döngüsü açısından semantik web’in desteklenmiş eğitim gerekliliklerine değinirler.
Bütün bu çalışmalar, internet platformunda kurulmuş olan uzaktan eğitim uygulamalarını desteklediğini göstermektedir. Buna rağmen, içerik, web gibi aramalarda daha belirli yöntemler elde etmek için semantik web uygulamalarının uzaktan eğitime etkileri kaçınılmazdır.
Kaynak: Sevindik, T., Kayışlı, K., Ünlükahraman, O., Semantic web and its reflections in distance education, 2010, Procedia Social and Behavioral Sciences 2, 5109–5113. (Çeviri)

5 Aralık 2012 Çarşamba

YETENEK YÖNETİMİ

Bilindiği gibi son günlerin oldukça gündem yaratan kavramlarından biri de “yetenek yönetimi” kavramıdır. Kurumların, günümüz rekabet ortamında farklılık yaratabilmeleri, hedef ve stratejilerini gerçekleştirebilmeleri adına ellerindeki en önemli unsurun nitelikli insan gücü olduğu tartışılmaz bir gerçektir. Ancak dönem dönem kriz ortamlarıyla da başa çıkmak zorunda kalan kurumların ihtiyacı biraz daha öteye giderek bir başka kavramı da gündeme taşımıştır:“Yetenek” ve buna bağlı olarak da “yetenek yönetimi”.
Yetenek yönetimi, kurumların stratejilerini hayata geçirebilmesi, karşılaştığı zorluklarla başa çıkabilmesi için ihtiyacı olan yetenekler ile sahip olduğu mevcut yetenekleri arasındaki boşluğu sistematik olarak kapatmaya çalışması olarak tanımlanabilir. Burada göz önünde bulundurulması gereken nokta, söz konusu yönetim sisteminin merkezinde “insan kaynağı”nın yer aldığıdır. Dolayısıyla, tüm insan kaynakları yönetim fonksiyonlarının da süreçte önemli yeri olduğu söylenebilir.
Tabii tüm bu kavramlar gündemde yerini alırken, beraberinde ise zorunlu olup olmadığı tartışmalarını da beraberinde getirmektedir. Oysa gerçek olan, kurumların varlıklarını sürdürebilmeleri, değerlerini artırabilmeleri, hedeflerine ulaşabilmeleri ve çalışanlarının beklentilerini karşılayabilmeleri adına yetenek yönetimi sürecini işletmeleri kaçınılmaz hale gelmiştir. Söz konusu strateji, temelde aynı uygulama prensiplerini kapsadığından sadece büyük ölçekli firmalarda değil, farklı tüm ölçekli firmalarda da uygulanabilmektedir.
Yetenek yönetimi sürecini uygulayan kurumlara baktığımızda, karşımıza ilk çıkan konunun, kurum tarafından hedef ve stratejilerin belirlenmesi olduğunu görmekteyiz. Sonrasında bunların gerçekleştirilmesi için kilit pozisyonlar tespit edilirken, yetenek profilinin tespiti de bir sonraki adım olarak yapılmaktadır. Potansiyellerin de belirlenmesinin ardından yetenek açığı analizi yapılmaktadır. Kurumlar tüm bu çalışmaları tamamladıktan sonra gelişim planlarının hazırlanması ve uygulanması sürecini yürütmektedirler. Adayın performansının değerlendirilmesi sonucunda da durumun değerlendirilmesi ve terfi süreci, genel anlamda kurumların yürüttükleri yetenek yönetimi akışını finalize etmektedir.
Tüm bu sistem içerisinde hiç şüphesiz İnsan Kaynakları Departmanı oldukça önemli bir rol oynamaktadır. Ancak bunun dışında da üst yönetim ve diğer yönetim kademelerinin de bu sürecin doğru işletilmesi açısından rolü büyüktür.
Son olarak yetenek yönetiminin, bugünlerde oldukça gündem yarattığı söylenebilir. Paralelinde de, bu konunun kurumların rekabet edebilirliklerinde önemli bir silah olduğudur. Dolayısıyla bu konuda şimdiden yapılacak olan yatırım, kârlı ve doğru bir yatırım olacaktır.